We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Solcu ve fakir: 50 yıllık gazetecinin banka hesabında sadece 3 bin TL var

124 9 8
24.12.2018

Tuğrul Eryılmaz basın dünyasında çok iyi tanınan ama şöhreti gazete künyelerinin dışına çıkmayan bir gazeteci. Bu tabir çok ucuzlaşsa da “efsane gazeteci” de diyebilirim kolaylıkla.

Akademisyen olarak başladığı mesleki macerasında gazeteciliğe geçti. Yeni Gündem’i, Nokta’yı, Milliyet Sanat’ı yönetti, Sokak dergisi ve Radikal İki’yi çıkardı ve 50 yılın sonunda emekli oldu. “En son Radikal’den çağırdılar, bir daha da çağırmadılar zaten” diyor. Bir ara Oscar gecesi yorumculuk yaptığı televizyon kanalları bile çağırmaz olmuşlar.

Hikayesi kuşkusuz gazetecilikle de sınırlı değil. 68’de gençlik hareketleri dünyayı ve Türkiye’yi kasıp kavururken tam merkezindeydi. Mülkiye’de arkadaşları Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir ve hatta Mesut Yılmaz gibi isimlerdi.

İlginçtir, Eryılmaz gibi çok yönlü bir karakterin hayatı bugüne kadar hiç kamuoyuna mal olmadı. Oysa basın tarihinde kendi adıyla bir gazetecilik kültürü oluşturan isimlerden daha aşağı kalır bir etkisi ve önemi yok. Eğer bir “Abdi İpekçi gazeteciliği”nden söz edilecekse “Tuğrul Eryılmaz gazeteciliği” de var. Ne bileyim, Ertuğrul Özkök, Duygu Asena, Hıncal Uluç gibi isimlerden bir şöhretler karması oluşturulacaksa ilk 11’de kolaylıkla yer almayı hak ediyor.

Radikal İki’de Eryılmaz’ın yanında yetişen gazetecilerden ve bugün Milliyet’te yazan Asu Maro “68’li ve Gazeteci” adıyla Eryılmaz’ın hayatını kitaplaştırdı şimdi. Murathan Mungan kitabın adının “Solcu ve Fakir” olmasını önermiş ama yeteri kadar “ağır” ve “ciddi” bulunmamış. Halbuki Eryılmaz mesleki hayatı boyunca “ağır” ve “ciddi” olan ne varsa yerle bir etmekle de ünlü bir meydan okuyucu. Bunu bizzat biliyorum, çünkü ben de Radikal’de Eryılmaz’ın yanında yetiştim ve yazıyı inşa etmekten resim altı yazı yazmaya gazetecilik adına birçok temel bilgiyi ve daha fazlasını ondan öğrendim.

Ancak medya düzeninin ona hak ettiği ödülü vermediğini düşünüyorum. Özellikle de birikiminin ve yeteneğinin maddi karşılığını da hiçbir zaman almadı. Bu bizim işimizin nankörlüğü mü yoksa Eryılmaz’ın tercihi miydi, hep merak ettim.

Gazeteciliğin en önemli ayrıcalığı soru sorabilmektir. “68’li ve Gazeteci” vesilesiyle İstanbul’da buluştuk, ben de aklıma gelenleri, yıllardır onu tanımama rağmen daha önce hiç konuşmadığımız konuları sorma fırsatı buldum ve gazetecilik ayrıcalığımı sonuna kadar kullandım.

İki gün boyunca Tuğrul Eryılmaz okuyacaksınız.

(Bu söyleşi kısaltılıp düzeltilmiştir.)

***

Tuğrul Eryılmaz’ın hayatını Asu Maro yazdı.

“HERKESTEN DAHA FAZLA HAK EDİYORUM VE BU YÜZDEN ÜNLÜ OLMAMAYA KARAR VERİYORUM”

İkimizin de daha rahat edeceği İngilizce bir soruyla başlamak istiyorum… ‘Would you rather be a jerk or an idiot?’ Herhalde ‘Hıyar mı olmak isterdiniz enayi mi’ diye çevirebiliriz.

Jerk. (Hıyar.)

Buna çok şaşırdım. Ben sizden ‘idiot’ beklerdim.

‘Idiot’ bayağı kötü bir şey. ‘Jerk’lükten bir şekilde yırtabilirsin, hıyarlıktan kurtulma şansın hep vardır ve ben hayatımda çok hıyarlık yaptım.

50 yıllık bir medya kariyeri ve milyonlarca dolarınızın olmadığına eminim…

Kaç param olduğunu söyleyeyim mi? Türkiye Ekonomi Bankası’nda toplam 3 bin 40 TL param var.

İşte bu enayilik değil mi?

O yüzden hıyar olmayı seçerdim. Çünkü enayiysen enayi olarak kalıyorsun. Bir sürü arkadaşım bana “Ulan oğlum biraz para biriktir” dedi. Ben evimi kıdem tazminatımla aldım, hiç utanmıyorum bundan. Ama hakikaten bir ‘idiot’ olma hali bu.

Aslında yanıtını bildiğim için sormayacaktım ama hadi sorayım. Benim hakkımda konuşmak bile istemediğinizi söylüyorsunuz kitapta. Neden?

Gördüğüm en parlak 10 genç gazeteci adayı varsa biri de sendin bunların. Fakat ünü –ki ben de severim aslında ama– sen galiba biraz fazla seviyordun. Köşe yazarlığına bir şey diyemem, alanım değil ama bu hırsın senin........

© Habertürk