menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtar bizi Bezos baba

48 0
12.02.2026

Dünyanın en zengin insanlarından Jeff Bezos’un serveti Washington Post gazetesini satın aldığı 2013 yılında 25 milyar dolar civarındaydı. Geçen hafta, gazetenin dış temsilcileri dahil—biri Ukrayna’da cepheden haber yaparken—kadronun yarısının işine son verdiğinde Bezos’un serveti 224 küsur milyar dolara ulaşmıştı. Bugün herkes aynı hesabı yapıyor: En düşük oranla bile Bezos’un bir günde alacağı faiz Post’un bir yıllık zararını kolaylıkla karşılar. Bir haftada alacağı faizle Post’u beş yıl sorunsuz finanse etmeyi sürdürür.

Elbette, zengin olmayanların zenginlerin parasını üzerine yorum yapması işin aslından daha kolay. Ama şurası kesin ki Jeff Bezos’un Post’tan kaybedeceği para sizin benim bir gün bir kere otobüse değil de taksiye binmemiz gibi bir masraf. Dahası, Bezos’un sokağa atacak parası da yok değil. “Melania” belgeselinin haklarını 40 milyon dolara aldı, tanıtımına da üzerine 35 milyon dolar daha harcadı. Melania Trump hem belgeselin öznesi, hem de yapımcısı. Dolayısıyla ilk 40 milyon ödemenin büyük bölümü onu cebine gitti. Bu parayla da Post epey bir süre tam kadro devam edebilirdi.

GÜYA KURTARICIYDI

2013 yılında çeşitli yönetim hataları yüzünden Post’u batma noktasına getiren Graham ailesinden alan Bezos basında bir kurtarıcı gibi algılanıyordu. Amerikan medyasının iki dev markasından biri olan Post’a ciddi yatırım da yaptı. Özellikle 2016’da Trump’a karşı yürüttüğü muhalefetle gazetenin abone sayısı arttı, Post ülke genelinde ciddiye alınan bir gazeteye dönüştü. Bezos bir kahraman olarak anılmaktan hoşlandı. Hem de garajından kitap satarak imparatorluk kuran biri olarak can çekişen medyayı kurtaracak formülü bulması onun için bir kez daha dijital deha olduğunun tescili olabilirdi.

Demek ki değilmiş. Kitap satmakla gazetecilik birbirine benzemiyormuş.

Post yüzlerce kişiyi işten atarken gösterilen gerekçelerden biri gazetenin bir türlü kar edemediği. Üzerinden 13 sene geçti, Bezos sihirli formülü bulamadığı gibi adeta her krizde tensikatın çözüm olduğunu düşünen Türk medya patronlarından öğrenmiş gibi adam atıyor.

Bezos’u eleştirenler ikinci Trump döneminde başına bela açmak istemediğini, Blue Origin gibi sahibi olduğu diğer devlet ihalelerinin Post yüzünden tehlikeye atmaktan çekindiğini vurguluyor. Post’un seçimlerde aday desteklememe ve köşe yazılarındakini konularda kısıtlamaya gitmesi bu argümanları kuvvetlendiren kararlar oldu.

Burada doğruluk payı olduğu kesin. Ama bir başka gerçek de ne kadar zengin olurlarsa olsunlar iş adamlarının hiçbir zaman para kaybetmekten hoşlanmadıkları. Bu durum aslında insan psikolojisiyle ilgili. Benim bile boşa giden paraya sinirim bozuluyor. Daha geçenlerde bir yere yok yere ödemek zorunda kaldığım 20 dolardan dolayı sinirlerim bozuldu. 20 dolarım olmadığı ya da 20 dolar kaybedecek lüksüm olmadığı için değil. O 20 doları oraya ödemek, deyim yerindeyse, bana battı. Bezos da, ne kadar cebinden yıllarca finanse edebilecek olsa da, gerçekten de Post’un ettiği zarardan rahatsız oluyor olabilir. Hakkıdır da; mal onun.

YÖNETİCİYİ PATRON SEÇER

Gazeteciler arasında bugüne kadar gelen yaygın bir görüşe göre medya işine giren iş adamlarının oluşacak zararı göze almaları, medya sektörüne yatırımın bir tür kamusal hizmet ya da kar amacı gütmeyen bir kuruluş gibi algılanması gerekir.

Ancak yine yakın zamana kadar geçerli olan alışkanlık gazetecilerin kendi işlerini kurumlarının maddi geleceğine kafa yormadan yapmalarıydı. Gazeteciler istediklerini yapacaklar, patronlar da onları koşulsuz finanse edecekti bu eski ezbere göre. Amerikan gazeteciliğinde uzun yıllar yazı işleriyle “Çin Duvarı” örülüydü, ancak son yıllarda bu duvar neredeyse........

© Habertürk