We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Green Book’tan neden nefret ettim

145 7 31
26.02.2019

New Yorklu postacı Victor Hugo Green ilkini 1936 yılında yazdığı ve 1966’ya kadar her yıl güncelleyerek yayımladığı, bölünmüş Amerika’da siyahların rahatlıkla kalabilecekleri motellerin, yemek yiyebilecekleri lokantaların sıralandığı “The Negro Motorist Green Book” adlı rehberinin bir gün siyah bir müzisyenin beyaz şoförü tarafından şöyle bir karıştırılarak arka koltuğa fırlatılıp unutulacağını hayal etmezdi herhalde.

Oysa o rehber üç kuşak için kurtuluş anlamına gelen, öyle arka koltuğa fırlatılacak kadar tali olmadı hiç. Daha önce “Salak ve Avanak” gibi filmler yapan Farrelly Kardeşler'den Peter’ın boyundan büyük işlere kalkışıp ciddi konulara eğilme hevesinde birçok siyah için hayati önem taşıyan bu rehber önemsiz bir ayrıntı, bir aksesuar, dekorun bir parçası olarak kullanılıyor. Filmin rehbere yaklaşımı Amerika’da siyah olmanın tarihine yaklaşımı kadar ayıp, küçültücü ve yüzeysel.

Bu sene Oscar’da en iyi film ödülünü alan “The Green Book” sadece Akademi’nin bir ayıbı ve utancı değil, aynı zamanda beyaz cehaletinin 2019’da bile hala yaygın ve egemen olduğunun göstergesi.

KARIŞTIR BARIŞTIR

Spike Lee’nin basın toplantısında “Ne zaman birisi şoförlük yapsa ben kaybediyorum,” diye espri yapması boşuna değil, tarihin acı bir ironisi. Amerika’daki ırk çatışmasını küçücük bir pizzacıya yoğunlaşarak anlatan o başyapıtı “Do the Right Thing” 29 sene önce aday bile gösterilmemiş, en büyük ödülü “Driving Miss Daisy” isimli adını çoktan unuttuğumuz, pek çoğumuzun izlemediği ve izlemeyeceği uyduruk bir film almıştı. O filmde şoför koltuğunda siyah adam vardı, yaşlı beyaz kadını oradan oraya götürerek aydınlanmasını sağlıyordu. Bu sayede de film bize ağır sorunların bir taksi yolculuğu kadar kısa sürede kolaylıkla çözülebileceğini........

© Habertürk