We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Fazıl Say devrim yaptı

122 18 95
21.01.2019

Fazıl Say’la Paris’te bir konserinden önce tanıştım. Arkadaşlarım aylar öncesinden bilet almış, şehrin tarihi bir salonunda verilecek konser tıklım tıklım dolmuştu. Ertesi günü Say’la şehrin buz gibi sokaklarda yürürken karşı kaldırıma geçmek için durduğumuzda gözüme bir gazete bayiindeki dergi kapağı ilişti.

“Bir dakika,” dedim, “bu sen değil misin?”

“Hmm evet,” deyip geçiştirdi.

İnsan parayla birini tutup geçeceğimiz rotaya kendi kapağının olduğu bir dergiyi yerleştirse bu kadar tutturamaz. O an anladım, “dünyaca ünlü piyanist” Fazıl Say bir medya balonu, bir yalan, Türk’ün Türk’e propagandası değil. Öyle böyle değil, kendi alanında bir rock yıldızı o.

Bir süre sonra onu tamamen tesadüfen aynı anda bulunduğumuz bir zaman Tokyo’da da canlı izledim. Tamamı Japon izleyicilerden oluşan salonda 15 dakika ayakta alkışlandı; abartmıyorum. Kaç kere bis yaptığını hatırlamıyorum. New York’ta Metropolitan’da da durum farklı değildi, Antalya’daki bir zamanların o muazzam organizasyonu Piyano Festivali’nde de.

İSTESE YURTDIŞINDA YAŞARDI

Yılın 250 gününü otel odalarında geçiren, aylarca yabancı bir ülkede turneye çıkan, bütün ömrünü müziğe adamış biri Fazıl Say. Aynı zamanda muazzam bir üretkenlikle sadece yorumculuk da yapmıyor, beste üretiyor.

Kimi klasik müzikseverler besteciliğe çok fazla yoğunlaştığı için yorumculuğu hafife aldığı eleştirisini getiriyor; bilemem, bu konunun uzmanı değilim.

Ama bildiğim Fazıl Say’ın bütün uluslararası şöhretine, ona kapıyı açacak onlarca ülke olmasına, hayatının çoğu başka ülkelerde geçmesine rağmen Türkiye’yi sevdiği, Türkiye’den vazgeçmediği. Sonuçta hepimiz gibi onun da ülkesi Türkiye ve hepimiz gibi onun da kızsa, bazen kavga etse de başka bir ana vatanı yok. İstese şimdi Tokyo ya da Luzern........

© Habertürk