We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Devletin gazetesi

60 1 18
28.03.2019


Donald Trump’ın Amerikan başkanı seçilmesi için Rusya’yla işbirliği yaptığının kanıtlamaması 15 Temmuz’da FETÖ izi bulunmamasına eşdeğer. İki olayda ne olduğu ortada, fazla kazımadan bile gerçeği anlamak, delile ulaşmak mümkün. Ancak aylardır konuyu araştıran özel yetkili savcı Robert Mueller sonunda raporunu yazdı ve ikisi arasında bir bağ bulamadı. Trump’ın yargıya müdahale ettiği iddialarıyla ilgili ise kararını verememiş.
Amerikan başkanının kendisini araştırmaya yeltenen kim varsa görevden alması bile yargıya müdahale değilse nedir? Mueller bunu göremiyor değil, sistemin bir adamı olarak görmek istemiyor. İstese soruşturma sırasında Trump’ı da sorgulardı, yasal hakkı olmasına rağmen yapmadı. Çünkü dünyadaki gizli güçler Trump’ın bir dönem daha devam etmesine karar verdi ve dünyanın kaderi de daha 2016’dak ilk seçimlerde tayin edildi.

GİZLİ GÜÇLER KARARINI VERDİ

Spectre gibi bir örgütten, odaya kapanan birkaç karanlık adamdan söz etmiyorum gizli güçlerden bahsederken. Ama dünyanın kaderinin sadece seçimlerle belirlendiğini düşünecek kadar da saf değilim. Oylar çalınmıyor, sonuçlarla oynanmıyor olabilir. Ama insanların iradesine dayanan demokrasinin en büyük kusuru tam da bu özelliğinden dolayı manipülasyona çok açık oluşu. Zira insanların kolay kandırılabildiği bir sır değil. Egemen güçler de yaptıkları bağışlar, kurdukları vakıflar, destekledikleri adaylar, harcadıkları paralarla toplumları istedikleri gibi yönlendirmeyi, kusursuz olmayan ama mevcutlar içinde en iyi rejim olan demokrasinin açığını sömürmeyi çoktan öğrendiler.
İngiltere’de Brexit aleyhindeki karar çıkması için cebinden 13 milyon pound koparan şaibeli milyarder Aaron Banks sadece doğru ata oynayan şanslı bir adam değildi elbette. Önemli olan kamuoyunu razı etmek, işi kitabına uydurmak. Ne kadar yıpranmış gibi gözükse de kitlesel medya bu süreçte en kritik rolü oynuyor hala.
Edward S. Herman ve Noam Chomsky “Manufacturing Consent” (Rızanın İmalatı) adlı çalışmalarında medyayla iktidarın her zaman birbirine ihtiyacı olduğunu, medyanın bazen baskıya bile ihtiyaç duymadan sistem destekli propaganda işlevini yerine getirdiğini vurguluyor. Propaganda modeli sayesinde bir süre sonra kamuoyu itiraz edebilme ihtimali olan gelişmelere rıza gösterir; kitabın adını aldığı bu “mamul rıza” sayesinde de seçimlerin, savaşların, büyük şirketlerden yana kanunların yolu kamuoyu onayıyla açılır.

MUHALİF GİBİ GÖZÜKEN YANDAŞ

Propaganda modelinin hala ne kadar etkili olduğu New York Times ve Donald Trump arasındaki yapay savaştan........

© Habertürk