We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Süleymani suikastı: Yılanla dans eden önünde sonunda sokulur

49 35 0
08.01.2020

Bu yazı yazılırken İran devlet televizyonu, "General Kasım Süleymani ve arkadaşlarının intikamı için ilk misilleme gerçekleştirildi" duyurusunu yapıyordu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Irak'taki Ayn el-Esad hava üssünü karadan karaya balistik füzeyle vurmuştu. Açıklamada “ABD'nin saldırıya yanıt vermesi halinde İran tarafından çok daha sert ve ezici karşılık verileceği” uyarısı/tehdidi de yer almaktaydı.

Kimilerinin Birinci Dünya Savaşı’nı çıkaran kıvılcıma benzettiği Süleymani suikastına nasıl gelindiğini tekrar hatırlayalım:

27 Aralık'ta Haşdi Şabi’nin Ketaib Hizbullah kolu ABD üssüne saldırmış, bir ABD'li personel hayatını kaybetmişti.

Akabinde ABD de Ketaib Hizbullah'ın karargahını hedef alarak 25 milisi öldürmüştü. Tahran’ın tepkisi Haşdi Şabi milislerine ABD Bağdat Büyükelçiliği’ni basma emri vermesi oldu. Büyükelçilik, Haşdi Şabi milislerince işgal edildi. ABD de “Süleymani Irak’ta ABD güçlerine karşı yeni saldırı planlıyordu” gerekçesiyle Süleymani ve El Mühendis'in beraberindeki 6 kişi öldürdü.

Ama elbette asıl gerekçe bu değil. Asıl neden İran’ın ABD’yi yanlış değerlendirmesi. Gerçek şu ki, İran Obama döneminde Şam’dan Beyrut’a kadar sarkıttığı gücünü fazla ciddiye aldı, Trump’ın yaptırımlarını da ekonomi ile sınırlı olacağını düşünerek hafife aldı. ABD’ye ait insansız hava araçlarını düşürdü. Suudi Aramco tesislerine saldırı düzenledi. Kerkük’te Amerikan askerlerinin bulunduğu K1 üssünü vurdu. Bir de Körfez’de gemilere el koyma durumu var.

Bunların hiçbirine ağır bir karşılık verilmemesi ve Trump’ın sürekli olarak yinelediği ‘tası tarağı toplayıp Suriye’den çıkma’ açıklamaları gibi nedenlerle ABD’nin karşılık verme kapasitesinin önünde ciddi engeller olduğu sanrısına kapıldı. ABD Bağdat Büyükelçiliğinin basılmasının bardağı taşıran son damla olacağını öngöremedi.

Süleymani’nin vurulması sonrası İran tehdit üzerine tehdit yağdırıyor, düzenlenen cenaze ve yas etkinliklerinden intikam konulu şarkılar marşlar eksik olmuyor.

Kasım Süleymani İran’ın en önemli ‘aset’iydi. Ağlamakta haklılar. Zira kendisi, Suriye’de Esad karşıtı karşı silahlı direniş gerçekleştirenlerin sahadaki üstünlüğünü kırarak ülkeyi yeniden kanlı diktatör Esad’ın ellerine teslim eden, ayrıca bütün Ortadoğu’yu İran lehine dizayn edecek milisleri yöneten istihbaratçı saha adamıydı.

DENİZ BAYKAL DOĞRUYU SÖYLEMİŞTİ

Olayların başladığı 2011’den 2013’e kadar Esad yanında yer almak için sahaya inmemiş Lübnan Hizbullah’ını 2000 asker vermeye ikna edip, Kusayr’ı kaybettiren kişidir. O tarihten itibaren muhalifler adım adım geri düştü. Yermük ablukasının babasıdır, siviller Süleymani’nin abluka stratejisi nedeniyle açlıktan ölmüş, din adamları “Zor şartlarda kedi köpek yenebilir” fetvaları vermek zorunda kalmıştır.

Halep’i İran kültür emperyalizminin topraklarına katan adamdır Süleymani.

Halep yani asırlardır Sünni olan şehir.

Ben demiyorum, bakın Deniz Baykal diyor.

HALEP’İ YERLE BİR EDEN ADAM

Tarih 15 Şubat 2016. Bir TV programında “Ne işimiz var Suriye’de?” korosuna isyan edercesine ve TSK’nın Halep-Azaz hattını açık tutma politikasına destek vermek için söylediği şu cümleleri unutmak mümkün değil.

“Halep Sünni İslam kentidir. Bu kenti Rusya’nın, Esad’ın himayesine teslim etmek üzerine bir politikayı çok ciddi sorgulamak lazım. Orada, Halep'te bir katliam var. Tarihi kimliği........

© Habertürk