Özgür Özel'in iki seçeneği: Kurumsal savaş ya da yol ayrımı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli "mutlak butlan" kararı, CHP için sıradan bir iç ihtilaf değil; parti tarihinin en ağır kurumsal meşruiyet krizine yol açtı. 38. Olağan Kurultay’ın iptaliyle başlayan süreç, iki iddialı odağın partinin mühür, fiziki mekan ve hukuki kontrolü için çarpıştığı topyekûn bir savaşa dönüştü.
YSK’NIN “İDARE-İ MASLAHAT” LABİRENTİ
Kararın ardından Kemal Kılıçdaroğlu "arınma" ve "hesap sorma" söylemleriyle rövanşist bir bagajı sahaya sürerken; Özgür Özel tebligatı yırtarak kurumsal bir direniş hattı ördü. Bu kilitlenmede gözlerin çevrildiği Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ise topu taca atma ustalığı sergiledi.
YSK, Özel yönetiminin "tam kanunsuzluk" başvurusunu reddetti. Ama mahkemeden gelen müzekkereyi de reddetti. Sonra reddetme gerekçesinde sorumluluktan tamamen sıyrılmayı seçerek “BAM (Bölge Adliye Mahkemesi) bu konuda karar verebilir" hükmünü kurdu.
YSK ne Özel’in mazbatasını iptal etti ne de Kılıçdaroğlu’na yeni bir yetki belgesi verdi.
Çözüm üretmek yerine yetkiyi mahkemeye iade ederek krizi dondurmayı seçen bu kaçamak duruş, her iki tarafa da birbirini yıpratacak hukuksal cephaneyi sağladı: Özel gücünü halen elindeki ‘mazbatadan’Kılıçdaroğlu ise “BAM’ın iptal kararından” alıyor.
HAZİRAN AMPUTASYONU: İHRAÇLAR VE PM........
