We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kılıçdaroğlu karşıtı CHP’lilerin Külliye’ye sinyal yapma operasyonu

66 4 0
23.11.2019

Rahmi Turan, CHP’li bir profilin Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğünü, bu kişiye “CHP’nin genel başkanlık koltuğuna sen geç” denildiğini iddia etti. Söz konusu CHP’linin ismini açıklamayan Turan, her taraftan tepkiler, yalanlamalar yükselince kaynağının söylediği ismi açıklamak zorunda kaldı: Muharrem İnce.

İddia hem Cumhurbaşkanlığı tarafından hem de Muharrem İnce tarafından yalanlandı.

Ben Cumhurbaşkanı’nın CHP’nin başına genel başkan atama noktasına varacak ileri manipülasyon işlerine tevessül edeceğini asla düşünmem. Muharrem İnce’nin de kendisini böyle bir duruma düşürmek isteyeceğini sanmıyorum.

Öte yandan şimdi AK Parti saflarındaki kimselerin ya da Kemal Kılıçdaroğlu düşmanlıkları nedeniyle giderek Külliye’ye yaklaşmış CHP kökenli kanaat önderlerinin iddia ettiği komplo teorisine de inanmıyorum.

“Bu oyunu Kemal Kılıçdaroğlu tezgahladı, ilk kurultayda karşısına rakip olarak çıkacak her kim olursa olsun onu Külliye’nin adamı gibi bir zanla lekelemek istedi” diyorlar. İyi de, Kılıçdaroğlu’nun böyle bir oyuna neden ihtiyacı olsun?

Bakın tablo şu: AK Parti’nin 25 yıldır hükmettiği İstanbul son yerel seçimde ezici bir farkla İmamoğlu’nun eline geçti. İmamoğlu kim? Kılıçdaroğlu’nun bulup çıkardığı, tüm risklerine rağmen arkasında durduğu ve günün sonunda başarılı olmuş isim. İmamoğlu’nun başarısı, aslında Kılıçdaroğlu’nun başarısı. Kılıçdaroğlu CHP içi iktidar mücadelesinde elinin en güçlü olduğu dönemi yaşıyor. Muhtemel ve müstakbel kurultayda zorlanacağı bir durumda değil. Hele hele 24 Haziran’da kaybettiği seçimden sonra ortalardan kaybolup tabanına da şizofren misiniz diyen Muharrem İnce’ye karşı hiç ama hiç zor durumda değil.

Peki nereden çıkıyor bütün bunlar?

YENİ SİSTEMİN VERDİĞİ İMKANLAR, ‘YENİ OLUŞUM’LARIN YAPTIĞI BASKILAR

Şuradan çıkıyor: AK Parti’nin içeriğini tanımlama tekelini elinde tuttuğu bir ‘yerli ve milli’ kriteri var. Bu kriter dolayımıyla bazı rotüşlerden de geçirilerek ‘Atatürk ile sorunları halletmiş’ ya da ‘rafa kaldırmış’ ve aynı zamanda ‘dindar’ da olabilen bir partiye dönüştüğü de sır değil. Atatürk’ün mücadelesiyle Erdoğan’ın mücadelesi arasındaki korelasyon ‘dış müdahaleler göz açtırmıyor’ anlatısı üzerinden kuruldu. CHP’nin 17-25 Aralık’taki yanlış tutumu, "Keşke bu partinin başında eskiden olduğu gibi ‘ulusalcı’ bir lider........

© Habertürk