menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Nihilist Penguen" bizi neden ağlattı?

28 0
30.01.2026

2006’da BBC Planet Earth’ün Ice Worlds bölümünde çekilmişti o sahne.

Adélie pengueni, sürüsünü bırakıp içeriye, dağlara doğru yürüyordu.

Denize değil.

Besine değil.

Hayatta kalabileceği hiçbir yöne değil.

Biyolojik olarak saçmaydı.

Sembolik olarak yıkıcı.

O görüntü yıllarca arşivde sessizce durdu.

Ne bir travma yarattı ne de bir tartışma.

Bilgi olarak kaldı.

Doğa belgeseli bilgisi.

Penguenler bazen garip davranışlar sergiler, hayat da budur.

Hiçbir şey olmadı.

Ta ki şimdiye kadar.

Neden o zaman değil de şimdi?

Çünkü o sahne 2007’de yalnızca bir bilgiydi.

Bugün bir yüzleşme.

Pengueni yeni görmedik.

Kendimizi yeni gördük.

Ve bu, belgeselin suçu değil, zamanın üzerimize boca ettiği yeni durumlardan, açık ya da zımni sözleşmelerdeki rolümüzden kaynaklanıyor.

Bugünün insanı hayatta kalıyor.

Ama yaşamıyor.

Sabah işe gidiyor, akşam eve dönüyor, ay sonunu hesaplıyor, üç ay sonra ünlü mağazadan bir sarımsak ezici, birçok amaçlı organizer ya da “Ahh bak çok da kullanışlı” bir servis sehpası aldığında mutlu olması gerektiğini sanıyor.

Mutluluktan payının bununla sınırlı olduğunu sanıyor. Çünkü bunun adil olduğuna ikna edildi.

Bu ikna yüksek sesle yapılmadı. Kimse çıkıp “Hayatınız bundan ibaret” demedi.

Ama bu kabul yavaş yavaş inşa edildi, mindere yatırıldı, hasta bir yaşlı gibi yorganlara sarıldı.

O penguen işte o örtüyü kaldırıyor.

Ve birden herkes şunu hatırlıyor:

Vay be, bir zamanlar bizler de bir noktada sonunu düşünmeden bir şeyler yapabiliyor, sistemin dışına taşan hayaller kurabiliyorduk.

Şimdi ise sadece........

© Habertürk