We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Talihsiz heykel!

61 8 0
08.12.2019

Maçka’daki Taşlık Parkı’nın içinde, ağaçlar arasında kaybolmuş, parkın dışında bir yerden görülmeyen; İsmet İnönü’nün hiç oturmadığı, daha çok oğlu Ömer İnönü’nün kullandığı, gördüğü deniz manzarası kapanmasın diye önü, ben İstanbul’a geldiğim yılarda bile Taşlık Gazinosu olarak bilinen bir çay bahçesi olan, daha sonra yerine inşa edilen beş yıldızlı otelle birlikte o muhteşem manzaradan mahrum bırakılan evinin önünde, İnönü’nün 7.5 metre yükseklikte bir kaide üzerine kondurulmuş, at üstünde beş metrelik görkemli bir heykeli var.

Arada bir yolum düşer oraya, bu devasa heykeli her görüşümde bunun bir hikayesi olması lazım derim kendi kedime, tam araştırayım derken araya başka şeyler girer, ta ki geçenlerde Necip Fazıl Kısakürek’in “Babıali” kitabında hikayenin bir kısmıyla karşılaşıncaya kadar.

İsmet İnönü, 1937 yılında Atatürk’ün emri üzerine başbakanlıktan alınıp yerine Celal Bayar geçtikten sonra, her ne kadar “kendi isteğiyle” dense bile bir nevi zorunlu emekliye ayrıldı.

Ankara’da Pembe Köşke çekildi.

Kısa sürede adı sanı unutuldu.

Kapısını kimse çalmaz oldu.

1938 yılının 10 Kasım’ında Atatürk ölünce, yerine bir günlüğüne Meclis Başkanı Abdülhaluk Renda vekalet etti, 11 Kasım 1938 günü Meclis İsmet İnönü’yü Cumhurbaşkanı seçti; nasıl sessiz sedasız “emekliye ayrıldıysa”, yine öyle sessiz sedasız gelip devletin en yüksek makama büyük bir iştahla oturdu.

Böylece “Ebedi Şef” dönemi kapandı, “Milli Şef” dönemi başladı.

O sırada dünya birbirine girdi.

Hitler denilen bir cani, eline bir kılıç aldı, daldı insanlığın içine.

Kesti biçti, Avrupa’nın büyük bir kısmını istila etti ve Sovyetler Birliği’ne doğru sefere çıktı.

İnönü küçücük cüssesiyle ülkeye kol kanat gerdi. Memleketi savaşa sokmadı. Savaşta gönlümüz hafif Almanya’ya kaysa da “ihtiyatı” elden bırakmamalıydık.

Sonunda Hitler yenildi.

Necip Fazıl Kısakürek o sırada Güzel Sanatlar Akademisinin Yüksek Mimari kısmında kültür dersi veriyor, bir yandan da “N. Kısakürek” (sorsalar eşi “Neslihan Kısakürek” yazıyor diyecek) müstear adıyla yazılar yazıyor, yazılarında da onun “en keskin hıncına hedef bir dünyaya kılıçlarını çevirdikleri için” Nazilere olan sempatisini belli etmekten imtina etmiyordu.

Şair Can Yücel’in babası Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ile Necip Fazıl aralarında su sızmayan iki sıkı dosttular. Hasan Ali, Necip Fazıl’a bir kitabını, “Hakkında her vasfın aciz kaldığı şaire” diye imzalamış, Necip Fazıl da ona “utufetlu vekil” olarak çok kıymet veriyordu.

Üstat vekilden rica etti, vekil de üstadın Güzel Sanatlarda ve Robert Kolej’de ders vermesini uygun gördü.

Necip Fazıl’ın anlattığına göre İsmet İnönü’ye “Milli Şef” unvanı az geliyordu. Banknotların üzerinde Atatürk’ün resimleri kaldırıldı, yerine onun kellesi konduruldu. Yetmedi, yine üstadın deyimiyle, “yerini aldığı zata ait, nerede ve ne şekilde heykel varsa o da aynını istiyor. Meramı Taksim abidesinin arka plandaki ikinci, üçüncü adamlar kadrosundan çıkmak, başı doldurmak”tı.

Atatürk’ün emri üzerine Fransız şehir planlamacısı mimar Henri Prost, 1936 yılında İstanbul için bir Nazım Planı hazırlamıştı. Bu plana göre o zamanlar Topçu Kışlası’nın bulunduğu Taksim Meydanı’ndan Maçka’ya giden yer birbirine bir köprüyle bağlanarak büyük bir park olacak.

Planın uygulamasına 1940 yılında geçildi.

Dönem artık “Ebedi Şef” değil, “Milli Şef” dönemiydi.

Önce Topçu Kışlası yıkıldı, yerine park yapıldı, şu anda “Gezi” olan parka “İnönü Gezisi” adı verildi.

Plana göre parkın girişinde büyük bir İnönü Anıtı yer alacak, parkın Maçka Taşlık’ta biten kısmına da bir “İnönü Köşkü” inşa edilecek. İnönü heykelinin gölgesinden İnönü Gezisine........

© Habertürk