We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Seza Karakoç’un çayındaki Judy Garland

65 0 0
01.07.2020


Doğancılar’da, yönümüz Üsküdar’a dönük, bir an önce sıcacık bir çay içeceğimiz bir yer arıyorduk telaşla; aylardan Şubat’tı, jilet gibi kesen bir soğuk vardı dışarıda, rüzgar kuzeyden esiyordu, üşümüştük, içimizi sıcak bir çay ısıtabilirdi ancak.

Sağ cenahta yeni restore edilmiş eski bir konaktan “kafeye” dönüştürülmüş bir mekana girdik.

Sıcak hava yaladı yüzümüzü, kurulduk bir masaya.

Şiire ait ne varsa onun üstüne birkaç gram daha koyarak hafızasında her dem canlı tutan arkadaşım, garsona getireceği çayı tarif etti (leb-renk, leb-sûz ve leb-rîz), şiir kadar çaydan da anlıyor arkadaşım. “Varsa eğer böyle bir çayın getir, yoksa getirme” dedi sevimli bir gülüşle. Erzurumlu garson çaydan anlıyordu besbelli, başını salladı, gitti.

Çaylar geldi, güzeldi!

Çayı şekersiz içen arkadaşım, tam o sırada çayına bir tutam Sezai Karakoç şiiri attı; ben de şekersiz içerim, aynı tat benimkine de geçti:

(....)

“Bizim içtiğimiz çay da çaydır
Çarpık dudaklı ezik gözlü allı mavili çaylar
Vadilerden renkli yağmurlar gibi gelir
İçtiğimiz çay
Dans eden bir kadının ayak bilekleri gibidir
Judy Garland gibi çay
Kan gibi çay”

Judy Garland

“Judy Garland gibi çay” demek... Bir Sezai Karakoç şiirinden fırlayıp geldi masamıza Judy Garland. Hakkında hiçbir malumatım yok! Anlatmaya başladı arkadaşım, şiirden anladığı kadar Hollywood tarihinden de anlıyor!

“Liza Minelli’nin annesidir. Kısa bir hayat yaşamış, sadece 47 yıl. Ama keder dolu bir hayat. Sezai Bey’in kuşağını çok etkilemiş belli ki...”

Çay bardakları boşaldı, yenileri geldi. Benim aklım, kudretli şairin içtiğimiz çayı “Dans eden bir kadının ayak bilekleri”ne benzetmesinde kaldı, ardından “Judy Garland’a”... O “bileklere” dair hiçbir görüntü yok benim hafızamda. “Oz Büyücüsü”nün Dorothy’si olduğunu söyledi ardından arkadaşım... Sonra biraz daha konuştuk Sezai Bey’den, Judy Garland’tan, çaydan, hayattan..

O çay muhabbetinde zamana ne kadar kıydık bilmiyorum, sokak lambaları yanmış demek dışarıda, ışıklar çoktan dans etmeye başlamış Boğaz’ın sularında. Dışarı çıktığımızda keskin Şubat soğuğu kara dönüşmüştü.

Üsküdar Meydanı’na kadar kar yağdı; biz de altında yürüdük.

Geçen pazar günü, yapılan üniversite sınavları........

© Habertürk