We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Seyahatname-yi Östersund!

31 5 0
22.01.2020


Çocuklarımın anneannesinin evi tren yolunun yakınındadır. Ev ile göl arasında geniş bir cadde ile tren yolu var. Ta kuzeyden, dünyanın damından gelip Stockholm’e, oradan farklı farklı limanlara ve en sonunda Malmö’ye ulaşan uzun tren yolunun önemli duraklarından birisidir Östersund.

Geçen trenlerin büyük bir kısmı kereste yüklü. Durmadan açık vagonlarda kereste taşınıyor bir yerlere.

Trenlerin bu haline bir anlam veremeyen kızım, pencereden giden trene bakarak, “Baba bu odunları nereye taşıyorlar?” diye sordu.

“Dünyaya kereste satıyorlar kızım,” dedim.

“Nasıl? Bu kadar ağacı kesiyorlar mı yani?”

“Kesiyorlar ama kestiklerinin yerine de yenisini dikiyorlar. Anadolu’nun iki katı bir kara parçası düşün. Dörtte birisinde şehirler var, gerisi orman... Hem kestikleri ağaçlar, genellikle kesme vakti gelmiş ağaçlardır, zamanı geldiğinde biçilen otlar gibi...”

18. yy’da kurulmuş İsveç’in ilk muntazam şehri olan Östersund ülkenin tam ortasında yer alır. Jamtland bölgesinin merkez şehridir. Bölgenin kendine özgü bayrağı, meclisi bile var.

Şehir bir göl kenarındadır. Ülkenin en büyük ikinci gölü olarak kabul edilen Storsjön (Büyük Göl)’ün de bir canavarı var. Canavarı henüz gören yok ama canavarı görmek için ülkenin her yerinden buraya yüzlerce turist gelir.

Dünyanın en düzenli şehirlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Şehrin bütün sokaklarını, göle dikine iner. Yamaç boyunca sokakları kesen dört büyük cadde var, hepsi çevre yoluna paralel akar, kutu kutu yerleştirmişler binaları, bütün bir 19.yy boyunca bu evlerin tümü ahşaptanmış. Daha sonra yavaş yavaş taş işçiliğine dönmüşler.

Görüp görebileceğimiz en güzel meydanlardan birisi bu şehirdedir. Kare şeklinde düzenlenmiş şehir meydanı... Meydanın her yerinden dışarıya açılan sokaklar var, hangi sokaktan çıkarsan çık yolun mutlaka göle çıkar. Gölün üzerinden karşı mahalleye, Frösön adasına giden bir yayalar, bir de arabalar için inşa edilmiş iki köprü var, yaya köprüsünde kimse bisiklet yolunda yürümez.

Bu kez adaya çıkıp bu cepheden şehre baktığınızda bambaşka bir manzara çıkar karşınıza.

Hava açık ve güneş varsa göz alabildiğinde, yeşillikler içinde kalmış evlerin pencerelerinden yansıyan ışık, gölün maviliğine karışarak cennetten bir köşe gibi görünür gözünüze.

Kışları nasıl bir kar yağar, bir yaşayanlar bilir.

Erken bir dönemde göl donar; bir süre sonra gölün üstünden karşıya geçen arabalar dizilir arka arkaya. Bazen de üzerine küçük uçaklar iner.

........

© Habertürk