We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Rasim Özdenören’in evinde!

50 6 0
08.01.2020

Her Cuma günü, TRT Kurdi’de yayınlanan bir programa katılmak için Ankara’ya gidiyorum. Bir gece kalıp dönüyorum.

Ankara’da kısa süre kalmak iyidir, uzun kalamıyorum; kalınca elim ayağıma dolaşıyor.

Bu vesileyle her gidişimde orada yaşayan dostlarımla görüşüyorum birkaç saatliğine bile olsa.

Bu hafta için Efkan Ala’nın Mehdi Eker’le bana sözü vardı. Bu şehirde en güzel yemek mekanlarını o bilir derler; mektep arkadaşlığımız var Efkan Bey’le, aynı dönemde okuyup mezun olduk İstanbul Siyasal’dan.

Bir Karadeniz lokantasına götürdü bizi.

Yemeğin ortasında Mehdi Abi’nin kardeşi Metin Eker aradı, bir arkadaşıyla Rasim Özdenören’i ziyaret edeceklermiş, “İsterseniz siz de gelin,” dedi.

Bize sordu Mehdi Abi, Allah’ın verdiği iki göz dedik!

Yemeği aceleyle yedik ve kalktık.

Kızılay’dan geçerek arka mahallelerden birisine gittik. Hani bütün evlerin birbirine benzediği tipik Ankara apartmanlarının bulunduğu semtler var ya, onlardan birisine...

Verilen adresteki apartmana girdik. Merdivenlerden yukarı çıkmadık, aşağı doğru indik. Kot farkından olacak iki kat aşağıda, sanırım bir bodrum katının kapısında Rasim Özdenören yüzünde o güzel gülümsemesiyle bizi bekliyordu.

“Lüzumundan fazla ciddiyetle” işi olmayan adamlardan olduğunu biliyordum, belki de bu yüzden mutluluğu, yüzünden böyle taşıyordu yolumuza.

Ben ilk defa karşılaşıyorum muhafazakar camiada herkesin “Rasim Abisi” bu değerli edebiyat adamıyla.

Hakkındaki bilgilerim sınırlıdır.

Şunları biliyorum sadece: Ünlü bir hikayecidir. Hikayelerinde Anadolu insanını anlatır. Yerinden çıkmış, modern şehirlerin varoşlarında yaşamaya mahkum olmuş sıradan insanları... Onların acılarını, yalnızlıklarını... Kültür şokunun yazarıdır, kuşatıcı ve derinlemesine iniyor insanın künhüne.

Denemelerinde de hakeza. Çeşitli akımların yüksek çıkan sesleri içinde sesleri kısılmış İslamcı kuşağa yeni bir yön tayin etmeye çalışıyor öteden beri.

Hepsi bu kadar.

Kendimi şanslı bir adam addediyorum aslında. İstanbul’a geldiğim 1983’ten beri, o zamanlar bir hayli yaşlı olanlardan başlayarak daha sonra ünlenen bir yığın yazarla, sanatçıyla tanıştım, çoğuyla ahbap, dost oldum ama bakın mesela Rasim Özdenören gibi muhafazakar camiadan çok az yazarla tanıştım, hatta onları yakın zamana kadar merak bile etmediğimi itiraf etmeliyim.

Daha da ileri gideyim, on yıl öncesine kadar, edebiyat ortamıyla çok haşır neşir olduğum halde Rasim Bey’in adını bile bilmiyordum.

Peki bu haksızlığı kim yaptı bana?

Nasıl bir şey şimdiye kadar bu adamı tanımama engel oldu?

Benim bildiğim eskiden böyle değildi. Hatta o derece böyle değildi ki, bugün muhafazakar-İslami çevrelerin çok kıymet verdiği önde gelen yazarların bir çoğunun ilk hikayeleri, şiirleri, ürünleri, seküler-laik kanadın en önemli edebiyat dergisi Varlık’ta yayınlanmış.

Hani olur da, yeni yetme yıllarında; Varlık’ın kurucusu Yaşar Nabi Nayır’ın “Nereye Gidiyoruz” kitabında, “Bugün baldırı çıplak bir bedevinin yolunda gitmek akıl karı mıdır?” cümlesine rastlayıp peygamberine böylesine hakaret eden bir adamın bu ülkenin en önemli edebiyat dergilerinden birisinin sahibi olmasına akıl sır erdiremeyip o öfkeyle onlardan uzaklaşıp kendine yeni bir yol seçmeseydi, belki de Rasim Özdenören de pekala “sol cenahta” yer........

© Habertürk