We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İnönü heykeli, hamburgere karşı!

58 14 0
15.12.2019


Pazar günü yayınlanan “Talihsiz heykel” yazımdan sonra Malatya’da yaşayan arkadaşım Hasan Özhan aradı, bir süre konuştuk.
Hasan Abiyle yıllardır dostuz. Şahane bir solcudur. Malatya’ya her yolum düştüğünde beni misafir eder; çok güzel bir yer işletiyor; bütün yıl boyunca kaysı bahçesinin içinde düğün dernek mi istersin, toplantı kutlama mı, mekanı o işler için bulunmaz bir yerdir.
Daha önce bana anlattığı; içinde bol bol “İnönü”, “kurtuluş savaşı kahramanı”, “emperyalizm”, “McDonalds” gibi kelimelerin geçtiği hikayesini anlatmanın tam zamanı dedim ona. İtiraz etmedi.
Film gibi bir hikayedir. Bir senarist yazmış gibi...
Komik mi desem, trajik mi, bilemedim.
İşte otuz iki kısım tekmili birden Malatya’da geçen bir “İnönü heykeli-MacDonalds Meydan Muharebesi”nin çarpıcı hikayesi...


*

“Ebedi Şef”in ölümünden sonra başlayan “Milli Şef” dönemi, biraz da heykellerin rekabeti dönemidir. Bu dönemde her ilde Atatürk heykelinin yanına bir de İnönü heykelini dikme yarışı başlar.
Bu ilerden birisi de Malatya’dır.
Ne de olsa Malatya İnönü’nün memleketi, bu kente görkemli bir İnönü heykeli yakışmaz mı?
1946 yılında Vali Ahmet Kınık, bir kampanya başlatır. Halkan yaklaşık 400 bin lira para toplanır.
Savaş ve kıtlık yılları, insanlar neredeyse deri çarıklarını yiyor. Herkesin açlıktan nefesi kokuyor. O yoklukta toplanan bu para muazzam bir miktardır.
Sipariş verilir, heykelin yapımı çabucak biter. Malatya’daki öğretmenler arasında kaidenin üzerine yazılacak yazı için bir yarışma düzenlenir, “Adın temiz, hatıran aziz kalacak” sözü seçilir.
Heykelin açılışı yaklaşınca yöneticilerin içine bir kurt düşer. Belediyenin önündeki meydana İnönü’nün heykelini dikilecek amenna, ama şehirde Atatürk heykeli yok!
Ahali ne der sonra?
Aceleyle bir Atatürk heykeli, heykeltıraş Nejat Sirel ile Hakkı Atamulu’ya sipariş edilir.
Toplanan para iki heykelin masraflarına bölüştürülecek.
Kısa sürede heykel gelir Malatya’ya. Ancak onun için seçilen yer, o zamanki Malatya için biraz sapa bir yerdir, neyse önemli olan heykelin dikilmesidir.
Tören için şehrin ileri gelenleri, mülkü erkan ve ahali toplanır. Vali bir konuşma yapar. Törenle kurdele kesilir ve heykelin üzerindeki örtü kaldırılır.
O da ne?
Atatürk’ün yanında çırılçıplak bir de genç yapmış sanatçılar. Gencin elinde bir bayrak, Atatürk elini gencin omzuna koymuş. Gencin bütün malvarlığı meydanda.
Bazı kaynaklarda olay şu şekilde anlatılır.
Valinin eşi aniden ortaya çıkan bu değişik manzara karşısında yüzünü kapatır. Döner eşine, “Bu ne?” diye sorar. Vali mahcup, “Valla ben de ilk defa görüyorum... heykeli,” der.
Vali yardımcısı şaşkın, valinin kulağına eğilir:
“Efendim buna bir don-pantolon giydirsek...”
Vali çaresiz, ortaya çıkan şeyi görmeyen kalmamıştır.
Sanatta bunun adı “nü”dür, ancak gel de bunu Malatyalılara anlat sen!


*

Kimsenin bir daha alenen bakamadığı “nü”yüorada bırakır
İnönü’nün heykelinin açılışına giderler.
Valiliğin karşısında, şehir meydanında görkemli bir törenle o da açılır.


*

Malatyalılar Atatürk Anıtı’na “Çift Heykel” adını koyar ama o günden itibaren heykelin önünden geçenler yüzünü çevirir. Hatta kadınların anadan üryan gence bakıp; “Uy anaaa. Bu da ne böyle?.. Ayıp ayıp... Edep yeri görünüyo... vışşşşanaaa... Giyecek don mu bulmamış?.. Vay başımıza gelenler,” dedikleri söylenir.
Bu durum uzun sürmez. Gücü kuvveti yerinde biri Aragirli, biri Pötürgeli iki delikanlı bir gece ellerine keskin aletler alıp heykele musallat olur;gürbüz delikanlının takım taklavatını keskiyle mi, demir testereyle mi, artık nasıl bir aletle yaptılarsa kökünden keserler.
Devlet faillerin peşine düşmez, onu güç bir beladan kurtarmış delikanlılar, bulursa onlarıödüllendirecek neredeyse.
Hemen tez zamanda heykeltıraşa haber verilir, heykeltıraş da kesilen aletin yerini güzel bir asma yaprağıyla örter.
Böylece Adam Baba kılığına bürünür delikanlı...
Gerçi mabadı hala açıktadır ama buna da şükür; ahali rahat bir nefes alır!


*

Aradan yıllar geçer. Genç Cumhuriyetimiz serpilir, gelişir, “Milli Şef” dönemi biter, “Bayar-Menderes” dönemi de biter, üç askeri darba yaşanır, Malatyalı Turgut Özal iktidara gelir, memleketin önünü açar, yabancı sermaye yavaş yavaş ülkeye girer. Giren şirketlerden birisi de Mc Donalds’tır. (Ankara Kızılay’daki dükkanı bizzat o........

© Habertürk