We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İki fotoğraf, iki eylem!

40 4 0
19.01.2020


Birinci fotoğraf Diyarbakır’da çekildi. HDP İl Binası'nın önünde aylardır oturan, çocukları zorla veya bir şekilde dağa götürülmüş annelerin fotoğrafı... Hepimizin aşina olduğu bir fotoğraftır, görmeyenimiz yok sanırım.

İkinci fotoğraf, şu anda hapiste bulunan HDP’nin önceki genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın içerdeyken yazdığı “Seher” adlı hikaye kitabından uyarlanan, sanatçı Jülide Kural’ın başlattığı bir okuma tiyatrosunun seyircileri arasından yer alan kadınların fotoğrafıdır.

Birinci fotoğraf ne kadar siyasi bir eylemin fotoğrafıysa, ikinci fotoğraf da o kadar siyasi bir eylemin fotoğrafıdır.
(Ha peşinen söyleyeyim, ben kimseye, yazarı Hitler bile olsa “neden tiyatroya gittin” diyemem! Bu yazıda meramım başka.)

Diyarbakır HDP İl Binası önündeki anneler...

Birinci fotoğraftaki kadınlar, bu eylemi başlatmadan önce, birilerinin gözünde, mesela ikinci fotoğraftaki oyunu seyretmeye gidenlerin büyük çoğunun gözünde “onurlu birer gerilla annesi”, kendilerine ait başka bir deyimle de “değer anneleri”ydi. Bu eyleme başladıkları gün isimleri aniden değişti; şimdi onların gözünde “devletin kandırdığı, bilinçsiz kadınlarıdır” onlar.
İyi bakın fotoğrafa. Merdiven-sahnede oturan kadınları daha önce hiç birimiz görmedik. Hiç biri meşhur değildir. Sıradan kadınlardır. Evde, işinde, yemeğini yapan, koca yolu gözleyen, çocukları için kaygılanan sıradan kadınlar, Nazım’ın deyimiyle, “soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelenler” yani...
Hüzün bulaşığıdır gözleri, ağlamaktan gözpınarları kurumuş belli, hiçbirisinin yüzünde mutluluk ifadesi göremezsiniz, gururla bakmıyorlar etrafa... Biz seyircilerin üzerinde gezdirdikleri bakışları, “oğlumu-kızımı gördün mü, geri dönerler mi acaba?” sorusundan başka bir şey anlatmıyor bize.

Birinci fotoğrafın ikinci fotoğraftan farkı, oyuncu ile seyircilerin yer değiştirmiş olmasıdır. Birinci fotoğrafta “oyuncuların” tümü sahnededir.
Fotoğraf bir merdiven üzerinde çekilmiş. Burada önemli olan “oyunculardır”, seyirciler ikinci planda. Partinin merdivenlerini sahne olarak kabul edeceksek, bizim için önemli olan sahnedekilerin “oyunudur.” Seyircinin burada pek bir işlevi yoktur. O sırada merdivenlerde sahnelenen “oyunu” seyretmeye gelmiş olan seyircilerin arasında çok önemli, kıymetli birileri yoksa, kameralar daima “oyuncuları” gösterir.
Biz seyirciler için önemli olan oyuncuların sessizce oturmalarıdır.
Çok uzun bir süreden beri “sahnede olan bu oyunun” aslında “heyecan gerilimini” ayakta tutan bir “aksiyonu” yok; durgun, statik, akmayan, zamana yenik, hareketsiz bir oyun. Bizi oyunculara bağlayan tek şey, empati duygusudur.
Zaten empati duygusunu yitirmiş olanların bu oyundan alacakları bir şey yok. O yüzden bu oyunu seyretmeye gitmezler.

Selahattin Demirtaş’ın “Seher” adlı hikaye kitabından uyarlanan okuma........

© Habertürk