We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gazeteci ile Politikacı!

31 6 0
25.12.2019

Gazetecilerin politikayla ilişkisi arının çiçekle ilişkisine benzer. Bir aşk ilişkisidir onlarınki.

Çiçek varsa arı bal yapabilir. Çiçek yoksa arı işsiz kalır.

Arının çiçeğe hep ihtiyacı var.

Çiçeğin arıya olan ihtiyacı ise o kadar belirgin değildir.

Arı çiçekten poleni toplamazsa doğanın dengesinde belirli bir sarsılma olacağı muhakkak ama etkileri, çiçeğin yokluğu kadar hayati olmasa gerek.

Politika çiçek, gazeteci arıdır.

Bütün gıdasını oradan toplar gazeteci ama politikaya da hep bir “tık” yukarıdan bakar.

Kendini akıllı, politikacıyı akla muhtaç birisi sanır gazeteci. O yüzden bulduğu her fırsatta ona akıl vermeye çalışır.

Sattığı akıl müşteri bulamayınca da oturur “ben bunu yazmıştım, beni dinlemediniz” diye yazar.

Gazeteciliğin tarihine bakın; yanılmış, fikirleri işe yaramamış, zaman içinde haksız çıkmış tek bir gazeteci göremezsiniz!

Gazetecinin anıları, politikacının anılarından daha çok rağbet görür. O yüzden politikacının hayatını da gazeteci yazar.

Dolayısıyla her şey sonuçta gelip gazeteciye dayanır.

Tepeden baktığı halde, onu zaman zaman küçümsediği halde aslında her gazetecinin gönlünde bir politika aslanı yatar.

Gazetecilik itibarlı, politikacılık ona göre daha az itibarlı bir iştir.

Buna rağmen birçok gazeteci politikacı olmak ister, birçok politikacı da politikada işi bittikten sonra gazeteci...

Gazeteci gazeteciyken politikacıya akıl verir, gazeteci politikacı olduktan sonra, başka bir gazeteciden akıl alır.

Hasbelkader zamanın ruhu kısa bir dönem için beni de politika denilen gayya kuyusuna sürüklediğinde, milletvekili seçildiğim partinin genel merkezinin asansöründe hukukçuluktan gelen bir bakanla karşılaştım. Gazeteciyken karşılaştığımızda bana “abi” diye hitap eder, beklemediğim kadar büyük bir hürmet gösterirdi.

Şimdi aynı partiden milletvekiliydik. Beni tebrik etti ve hemen arkasından şunları söyledi:

“Abi şimdi sen de milletvekili oldun ya... Sen de düz bir adam oldun çıktın!”

Ona göre o andan itibaren onlarla “eşitlenmiştim.”

Demek ki yazar olmak, bir politikacının gözünde yüksek bir mevkide oturmaktı.

Gazetecilerin hatıratlarını okuyun, Tanzimat’tan beri hemen hemen bütün hükümetleri gazeteciler kurmuş, bir çoğunun yıkılmasında gazetecilerin etkisi olmuştur.

Ortaya çıkan hemen hemen bütün fırkaların, daha sonra siyasi partilerin merkez komitelerinde mutlaka bir iki etkili gazeteci görürsünüz.

En ilginç örnek Falih Rıfkı Atay ile Refik Halit Karay’dır.

Falih Rıfkı askerliğini Cemal Paşa’nın yanında yaver olarak yapmış, sonra ittihatçıların en büyük kalemşoru olarak hem........

© Habertürk