We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Boğabaşı ayakkabılar

36 4 0
12.08.2020

Bir çift kelam edecek tek bir kişi yoktu yakınlarda. Ne yana baksan uçurum, ne yana baksan ıssızlık, ne yana baksan kimsesizlik, ne yana baksan uzak ufuktu.

Issızlığı bozan insandır. İnsan sesinden başka hiçbir ses, ses olarak algılanmaz böyle zamanlarda. Oysa doğa çok gürültülüydü ama yine de o gürültü, sessizlik olarak geliyordu kulağına.

İşte o zamanlar, o adamın sesini duyardım. O günahkarın, o mel’unun sesini...

O ıssızlıkta adamın sesi gözlerimi hiç ayırmadığım “boğabaşı” ayakkabılarıma bakarken geldi kulağıma.

Hani dün gelmiştin ya şehirden, katırın yükünden çıkan şehir kokan şeylerin arasından çıkan o kutu gibi küçük ayakkabılar...

Yalınayaktan kara lastiğe dün terfi ettim gelişinle birlikte.

Bütün gece uyuyamadı. Başucuna bıraktı ayakkabıları. Gece uzadı, uzadıkça uyandı, uyur uyanık ayakkabılar geldi rüyasına, uyandıkça başucundaki “boğabaşı” ayakkabıya baktı, rüyasında o ayakkabıları giymiş düğüne giderken gördü kendini, sonra rüyada olduğunu anladı, sabahı bir çocuk sabırsızlığıyla bekledi, baktı pencereden, dışarısı zifiri karanlıktı, tekrar uyudu, sonra horoz sesiyle uyandı, annesi namaz kılıyordu, yorgana sarıldı biraz daha, sonra çıktı yataktan.

Hani buradaki tarlamız artık bizi doyurmuyor diyerek evimizi yükleyip götürdüğün o üç haneli, iki dağın arasına sıkışmış da yamyassı olmuş, nefesi kesilmiş gibi duran köy benzeri yerdeki evimiz var ya, oraya gelirdi o mel’un. Bizim köyde yaşamıyordu hani, gezgindi, karşılaştığı her koyun, keçi sürüsünün içine dalar, birisini yakalar, kara lastik “boğabaşı” ayakkabısına sütünü sağar, içer de öyle yaşardı hani! Yüzü, yılkıya bırakılmak üzere olan yaşlı, yorgun, sahibinin işine yaramaz bir at yüzüne benzerdi hani. Kulakları kepçeydi. Dudakları sarkıktı. Avurtları çöküktü. İçinin çok derin bir yerinde saklı bir yarası durmadan kanıyor, o kan ağzından burnundan geliyormuş gibi öksürürdü hani. Başladığı hikayelerini çoğunlukla o iflah olmaz öksürüğü keserdi. Bazen öksürüğü hiç kesilmez, o zaman anlattığı hikayeyi keserdi.

Komşumuzun akrabasıydı. Yoksa böyle insanlarla senin işin olmayacağını ben de biliyordum baba. Adının ne önemi var, bak bahsetmeye başladım ya, yüzüne yayılan hoşnutsuz ifadeden senin de adamı unutmadığını anlıyorum.

Bize hikayeler anlatırdı kış geceleri hani. Dışarıda kar o kadar beyaz o kadar beyazdı ki, ortalığa bir kabus gibi çökmüş olan koyu karanlığı deler, her yeri beyaz bir........

© Habertürk


Get it on Google Play