We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bodrum’un yalın hali

49 2 1
02.09.2020

Çok uzun bir süreden beri görmediğimiz bir sevdiğimiz, bir yakınımız, bir dostumuzla karşılaşırız ya yıllar sora; ya yaşlanmış, ya elden ayaktan düşmüş veya ağır bir hastalıktan mustariptir, şaşar kalırız. Karşılaşır karşılaşmaz, “keşke onu bu halde görmeseydim” diye düşünürüz. Çünkü sevdiğimiz, aşık olduğumuz insan olsun, mekan olsun, onun son gördüğümüz hali bilincimize nakşolur, onu hep o haliyle hatırlarız. Yıllar sonra karşılaştığımız ilk aşkımızın son halinin bizde hayal kırıklığı yaratmasının sebebi budur.

Bu kez Bodrum’u her zaman gördüğüm halden farklı bir halde buldum. Tenhaydı, hatta ıssız, hatta hüzünlüydü.

Karşıma çıkan herkes bizdendi. Herkes aynı dili konuşuyordu. Herkes bir yerlere ulaşma derdindeydi sanki, herkes telaşlıydı, çoğu maskeliydi.

Şunu anladım ki meğer Bodrum’u biz tek başımıza güzelleştirmiyoruz. Bodrum’u güzel yapan, bize katılıp onun sokaklarını şenlendiren, dünyanın her yerinden buraya gelen uzak diyarların insanlarıdır.

Nobel Edebiyat Ödülünü almış olan Meksikalı denemeci Octaviyo Paz, Meksiko Şehri’nden Berkeley’e gitmiş bir profesör arkadaşına, “Nasıl oraya alıştın mı?” diye sorar, arkadaşı “Alışamadım valla, oranın kuşları bile İngilizce ötüyor” cevabını verir.

Bir yerin sokaklarında, meydanlarında kuşlar aynı dilden ötüyorsa, orada hayat tekdüzeleşmiş, yoksullaşmış demektir.

Bodrum gibi dünyanın güzel köşelerini güzel yapan şey sadece doğanın sundukları değildir, doğa nimetleri üzerinde gezinen insanların farklılığı, çeşitliliğidir orayı çekici yapan…

Korona illeti hepimizi vurdu ama en çok Bodrum gibi yerlere girdi buldozer gibi.

Bodrum sadece bize kaldı.

“Paris yıkılırsa onu Balzac’ın romanlarına bakarak yeniden inşa etmek mümkündür” derler. Edebiyat milli şuuru yaratmakla kalmaz; o ülkenin, o ülke şehirlerinin düşünüş haritasını da nakşeder insanın hafızasına. Vesile olur bazen de edebiyat o mekanın bambaşka bir hüviyet kazanmasına.

Gidip görmeden Bodrum’u; orayı mekan seçmiş, oraları romanlarında, hikayelerinde, şiirlerinde anlatmış sevdiğim yazarların kitapları sayesinde tanıdım ben de. Memleket insanının da onu keşfetmesinin tarihi yakındır aslında.

Gitmediğimiz, görmediğimiz zamanlarda da orada bir Bodrum vardı uzakta.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, yazdığı bir hikayeden dolayı Cevat Şakir’i “kalebentlik cezasını” çeksin diye oraya sürgüne gönderen “yazıdan it gibi korkan” bir zihniyet; oraya varır varmaz geldiği cenneti yazı yoluyla en büyük başyapıtı haline getirip o kitabı satır satır hepimizin hafızasına kazıyacağını bilselerdi belki de onu oraya göndermeyeceklerdi. Onlar berbat bir yerde belasını bulsun diye gönderdiler Cevat Şakir’i Bodrum’a. “Oraya gönderelim de belasını bulsun. Bakalım bir........

© Habertürk


Get it on Google Play