We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aynı hikayenin kahramanlarıyız!

65 8 0
23.06.2019

Biz İstanbul’da yaşayanlar, bugün sandık başına gideceğiz. Şehrimize bir “şehremini” seçeceğiz. Şehri emanet edeceğimiz kişiyi yani.. Bize hizmet verecek, suyumuzu akıtacak, çöpünü toplayacak, gece gündüz şehrimizi bekleyecek emin birisini, hepimizin güvendiği bir kişiyi...
Adettendir, seçim günü gazete yazarları başka sulara yelken açar, ilginç hikayeler ararlar.
Benim de böyle bir hikayem var bugün... Aslında belki de geçen hafta anlatmalıydım bu hikayeyi; ne de olsa geçen hafta Babalar Günü’ydü.

Oğlumla kızım etrafımda dolanıyor, belli ki babalarına bir güzellik yapmak istiyorlardı o gün.
O sırada oğlana, “Hadi seninle biraz gezelim” dedim.
Bahçeye çıktık.
Oğlum; babamın korkularımla baş edeyim diye, bir yaz günü, şehre gitmek üzere altı yedi kilometrelik bir patika yoldan, şoseye kadar birlikte gittiğimiz, akşam derin vadiye indiği halde beni katırın sırtına bindirip, yularını elime verdikten sonra, “Sen hiç karışma o seni eve götürür” diyerek katırın yönünü köye çevirdiği, bir süre sonra zifiri karanlık basınca, o derin vadide katırla birlikte, dipsiz bir kuyudan yükselen çocuk ağlamaları ve kedi miyavlamaları arasında -ki hepsinin halüsinasyonlardan kaynaklandığını çok sonra öğrendim- köye kadar gittiğimiz zaman ben kaç yaşındaysam, o da şimdi o yaşları sürüyor.
Ama ne korkusunu sınayabileceğim öyle kimsesiz derin bir vadi, ne öyle sadık bir katır var bu şehirde, ne de bende babamın yüreği! En iyisi her şeyi ona bırakmak.
O kadar meraklı ki!
En çok da çocukluğumu merak ediyor; bir de dedesini, yani babamı...

Ben de öyleydim onun yaşlarında. Babama en çok babasını sorardım. Yani dedemi.
O da babasını anlatmaya başlayınca aslında kendini anlatırdı.
Ben de dizinin dibine oturur huşu içinde onun anlattığı hikayeleri ağzı açık dinlerdim.
Şimdi babamın bana anlattığı, o gün bugün aklıma bir çivi gibi çakılmış olan o hikayeyi ben de kalkıp oğluma anlatsam, babalar gününü anlamına denk düşer mi dersiniz?
Tereddütlüyüm.
Yıllar, yıllar sonra, oğlum büyüyüp baba olduğunda, şu anda benim ona yaptığım gibi, oğlunun elinden tutup böyle bir bahçeye çıktıklarında benim babamdan, babamın babasından duyduğu hikayeyi, kendi babasından duymuş gibi oğluna anlatmaya kalkışırsa, artık çoktan çok uzak bir yere gitmiş olacak olan benim ruhumda, tıpkı şu anda babamın ruhunda oluştuğuna emin olduğum şeye benzer bir şeyin oluştuğunu, benim hissettiğim gibi hisseder mi?
Ona da emin değilim.

Böylesi zamanlarda, derinden gelen bir kederin bir yumruya dönüşüp boğazına oturmasına izin vermeden hızlı hızlı nefes alır, üst üste birkaç kez derin derin iç çeker anlatmaya başlardı babam.

Hatırladığım en eski hikaye o yaşlı adamın hikayesiydi derdi sözünün başında.
Sana anlatmış mıydım bilmiyorum, anlatmışımdır mutlaka ama milyonlarca kez tekrarlayabilirim tıpkı babamın bana yaptığı gibi...
Babam bu hikayeyi tekrar tekrar anlatmaya hazırlanırken, köyümüzün üzerine abanmış gibi duran, başına vurmuş akşam güneşinin son ışıklarının kızıl bir renge büründürdüğü dağın........

© Habertürk