We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Kütüphanesi olan bir evde doğmak” ve Jak Kamhi

67 3 0
14.10.2020

“Kütüphanesi olan bir evde doğmak” deyimini ilk olarak dün toprağa verilen Jak Kamhi’nin “Hatırladıklarım” adını verdiği, 2013 yılında çıkan hatıratında okumuştum.

Bendeki çağrışımları çok büyük oldu bu sözün. Bırakın kütüphanesi olan bir evde, kütüphanesi olan bir şehirde doğmak bile benim kuşağımdan, benim doğduğum coğrafyada doğan birisi için büyük bir şanstı.

Ben o şanslılardandım, zira kütüphanesi olan bir şehirde dünyaya gelmiştim. Gerçi köyde doğmuş, orada gördüğüm tek kitap, bir muhafaza içinde evimizin duvarını süsleyen Kuran-ı Kerim’di ama okuma yazma öğrendiğimde, şehrin tek fiyakalı binası olan İl Halk Kütüphanesi’ne gidip gelmeye başladım büyük bir heyecanla.

Kütüphanenin müşterisi çoktu. Tıklım tıklımdı. Hayır, şehrimizin tekmil ahalisi birer kitap kurdu olduğundan değil, şehirde kaloriferleri yanan, içeri girdiğinde rahat bir sandalyeye oturabileceğin, müstahdem “burası kahve mi?” demesin diye de eski kıraathanelerde olduğu gibi eline bir kitap alıp okuyormuş gibi yapabileceğin yegane yer orası olduğu için…

Millet oraya dimağını geliştirmek için kitap okumaya değil, kış günü iliğine kadar üşüyen kemiklerini ısıtmak için gidiyordu.

Vakti zamanında “Hakkari’de bir kütüphane açıldı” haberi üzerine bir yığın kitapsever, “onlar da okusun, onlar da bizim gibi allame-i cihan olsun” diye bir yığın kitap göndermişti bu kütüphaneye ama onlara, şehirde bulunan gerçekten de okumaya meraklı bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kişinin ulaşması mümkün değildi. Çünkü ruh sağlığımızı da düşünmek zorunda kaldıkları için neredeyse ruh sağlıklarını hepten yitirmiş olan devlet yetkilileri, o kitapların büyük bir kısmını sakıncalı bulmuş, onları büyük bir depoya kapatmış, kapısının üzerine de o zamanki siyasi şube kapılarına kırmızıyla yazılan bir “GİRİLMEZ” levhasını asmışlardı.

Bize küçük bir odada sergilenen aşk ve macera kitapları kalmıştı. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı, Esat Mahmut Karakurt’u, Jules Verne’i, Muazzez Tahsin Berkant’ı, Kerime Nadir’i istediğin kadar oku; ne ruh sağlığın bozulur, ne “yıkıcı-bölücü bir cereyana........

© Habertürk


Get it on Google Play