We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Hemşerim nereye?”

47 1 2
05.02.2020


Oğuz Atay’ın aynı zamanda kendi hocası da olan Prof. Mustafa İnan’ı anlattığı biyografik romanı “Bir Bilim Adamının Romanı” şu paragrafla açılır:
“Orta boylu, esmer ve ürkek bakışlı genç bir adam, üniversitenin büyük kapısı önünde durdu; ilkyazın sıcak günlerinden biriydi. Yakasını gevşeten bu kılıksız gencin, büyük kapının gerisindeki serinliğe sığınmak istediğini sezen ve çatık bakışlarıyla koyu renk elbiselerinden görevli olduğu anlaşılan biri yolunu kapadı: “Nereye hemşerim?” ‘Nereden hemşeri oluyoruz?’ diye düşündü esmer genç. “Hemşeri olsak yolumu keser miydin?’ (....)”
Bu paragrafı okuyuncaya kadar meseleye böyle bakmamıştım. Sahiden hemşeriysek eğer, yolumuzu kesen bekçi, memur, kapı görevlisi, her neyse neden bize “hemşerim” diye hitap ettikten sonra hiç düşünmeden “bir yabancı” muamelesi yapar ki? İnsan hemşerisine böyle davranır mı? Değil mi, belli ki o kişi de bekçi, memur, güvenlik görevlisi her neyse bizden kısa bir süre önce gelmiştir bu şehre, büyük şehirde insan hemşerisini gördüğünde ona kötü davranmaz, tam tersine elinden tutar, yol bilmezse yol gösterir, karnı açsa yemek verir, yol yordam bilmezse rehberlik yapar ona.
Ama nedense kılığından kıyafetinden, dilinden edasından uzaktan gelen kişinin işe yaramaz bir kişi olduğunu şıp diye anlayan bu tecrübeli kişiler, onları bir an önce başlarından savmak için “yanlış adres hemşerim”, “başka kapıya hemşerim” diyerek yanlarından uzaklaştırır.
Belli ki, Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük ironi ustası Oğuz Atay’ın da kafasını kurcalamış bu mesele ve tutmuş, bence de bu çok mühim soruyu bu önemli romanının giriş paragrafının içine yedirmiş.

Öteden beri bu “hemşerilik” kavramı kafamı kurcalayıp duruyor. Bir ara, bir dizi yazı için uzun uzun hemşeri dernekleri hakkında bilgi topladım, ne bulduysam okudum.
Birer sivil toplum kuruluşu gibi duran, kendi hemşerilerinin sorunlarını çözmek amacıyla kurulan, devletten bağımsız bir gri alan yaratmaya matuf gibi duran bu dernekler, ne yazık ki mikro milliyetçiliği büyütmekten başka bir “mühim” işe yaramıyorlar.
Neyse benim derdim onların varlığını tartışmaya açmak değil, sadece birazcık bu “hemşeri”........

© Habertürk