ANADOLU, adına da yansıdığı gibi yeryüzünde tüm inanışları besleyip büyütmüş mümbit topraklardandır…

Önceki gece tak, tuk, pat, küt sesleri arasında telaşla girdiğim evin mutfağında karşılaştığım nar kırma ritüeli de bunun yansıması…

Mutfakta yaşanan bu toprağın insanının, kendine ait olanı sürdürmekteki kararlılığından başkası değil…

Zaten halısının suyuna akça çam ile işlediğini, nar kırarak gerçekleştiriyor.

Asırlar önceden gelen köklü geleneğini nesillere aktarmaktaki kararlılığını gösteriyor.

Tıpkı büyükannemin anneme öğretisinde olduğu gibi, eşim de büyük annesinin annesine öğretisinden aldığı geleneği sürdürüyor…

Mitolojik inanca göre gündüzün güç kazanıp geceyi yendiği zamanın o anında, on binlerce yıl önceden gelen örf, adet, geleneğini devam ettiriyor…

İNANCIN DEVAMI…

Sadece bu topraklarda değil, Türk kökenlilerin var olduğu coğrafyalardaki inanışın ritüelini sergiliyor…

Daha açık söylemek gerekirse, Pagan ayinini gerçekleştiriyor…

Veya bir zamanlar Roma İmparatorluğu’nda da etkisi görülen, mistik İran kültürünün parçası olan Mitra Tarikatının ibadetini yerine getiriyor.

Çünkü Mitraizm, aralık ve haziran sonlarını, yani güneşin en alçak ve yüksek olduğu günleri kutlu gün olarak kabul eder, kutlamasını yaparmış…

Paganlar da 12 gün boyunca, nar ve akça çamı ritüelini en önemli unsuru yapar; kutlamasının adına da Gündönümü Bayramı dermiş.

HAYAT AĞACININ NARLARI

Çin’den Baltık Denizi’ne uzanan Türklerin yaşadığı coğrafyalarda da benzer bir adla, narın dillerindeki anlam karşılığı olan güneş ile doğumu birleştirip Nardugan Bayramı dermiş.

Kökeni de kilim ve halılarımıza işlenmeye devam eden, Anadolu’da evlerin duvarı veya ahşap tavan süslemesinde yerini bulan o bildik “Hayat Ağacı”na dayanıyor.

İnanışlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor…

Türk Altay inancına göre Hayat Ağacı, yerin altındaki tanrı karşılık gelen kötülük dolu toprak ile gökyüzünden insanları izleyen iyilik dolu gök Tanrısı Ülgen’e uzanıyor.

O gün Akça Ağacın altına bıraktıkları yiyeceklerden Tanrı Ülgen’in beslenmesi ve güç kazanıp geceyi yenmesi için akça çam ağacının altına yiyecek ve giyeceklerle dolu paketler bırakıyor…

Frig inanışından doğan gelenek, diğer uygarlıklara da geçiyor; Urartu, Sümer yazıtlarında da bugün kutlandığı gibi resmediliyor…

Bununla da kalmıyor, 21 Aralık gecesi kötülüklerin kaynağı olan yeraltı tanrısı da yer yüzene çıkıp iyilik meleği haline dönüşüyor, magmayı temsil eden kırmızı kürkü ve şapkasıyla çocuklara hediyeler dağıtıyor…

DEMRELİ AZİZ NİKOLA

Hıristiyan inanışında da var olan Aziz Nikola veya bizim deyimimizle Demreli Noel Baba hikayesi de buradan geliyor…

Anlatıya göre, Urartuların hakim olduğu Van bölgesinde yaşam süren papaz, 14’üncü yüzyılda bu geleneği Kuzey Almanya’ya taşıyor.

O tarihte Avrupa kıtasında var olan diğer uygarlıklar ve Roma İmparatorluğu’ndan gelen benzer inançla bütünleşip Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul edilen Noel Bayramına dönüşüyor…

İnancın, günün doğumu anlamlarında kullanılıyor.

Sadece Frig veya Roma’da da değil, farklı Türk boylarında da Nardugan’ın anlamı kendi lehçelerine dönüşüyor…

Tatarlar Doğan Güneş anlamına gelen "Koyaş Tuğa” derken, Başkurt ve Udmurtlar aynı anlama gelen “Mardugan” kelimesini kullanıyor.

Mişer Tatarları “Raştua” adını verirken, Çuvaşlar “Nartavan” ya da “Nartukan” diye anıyor…

Zırizyalar “Nardava”, Mokşalar da “Nardvan…” adını veriyor.

Hepsinin ritüelinde de kullanılan nesneler ve kutlama günü değişmiyor…

Akça Çam ve nar en temel unsur olarak yer buluyor…

NOEL BABA’NIN KEMİKLERİ…

Sovyetler döneminde Orta Asya’da Ayaz Ata olarak getirilen tanımın kökeni de aslında aynı…

Slavların Ded Moroz dedikleri de Noel Baba’nın Rus mitolojisindeki yansıması…

Hepsinin çıktığı yer de Antalya Demre’deki mezarından kemikleri 1087’de tüccarlar tarafından İtalya’nın Bari kentine kaçırılan, 4. Yüzyılda yaşam sürmüş Piskopos (Aziz) Nikola’dan başkası değil…

Nitekim Kültür Bakanlığı döneminde Ertuğrul Günay, epey uğraş verdi ve Aziz Nikola’nın, yani Noel Baba’nın Demre’den kaçırılan kemiklerini Bari’den vatanına getirtti; Antalya Müzesinde sergileniyor…

Hıristiyan dünyası için Hz. İsa’nın Doğum günü olarak kabul edilen Noel Bayramı arifesi bugün, yani 24 Aralık gecesi başlar…

26 Aralık akşamına kadar da kutlamaları devam eder…

Hıristiyanlığın bir diğer kolu Doğu Ortodokslar ise Jülyen takvimi kullandıkları için, Noel’i 6 Ocak’ta kutlar.

ZEUS VE KİBELE’NİN KURTULUŞU

İster Noel, ister Yule, Saturnalia, dilerseniz de Nardugan, Ülgen veya Zerdüşt, Mitraizm mitolojisinin getirdiği ritüel deyin…

Gündüzün geceye hakim olmasını sağlayan, Güneş ışıklarının Yengeç Dönencesine son verip, Oğlak Dönencesine dik açıyla düşmesinden başka bir durum değildir…

Dünya yörüngesinde dönerken, güneşe olan açısının değişip Kuzey yarımkürede günlerin uzamaya, Güney’de ise kısılmaya bağlamasıdır…

Nasıl ki pozitif ve negatif enerji yüklü yağmur bulutların çarpışması sonrası şimşeğin oluştuğu bilimsel olarak ispatlandığında Zeus ve Kibele gök tanrısı olmaktan kurtulup, anıtsal mitolojik kimliğe dönüştü…

Bu durum Noel Baba için de geçerlidir; geriye kalan da inanç ve ona bağlı ritüeldir...

Sorgusu, suali olmaz; inanç inana aittir…

Noel Bayramı kutlu olsun, insanlığa iyilik ve huzur getirsin…

QOSHE - Mutfakta kırılan nar… - Muharrem Sarıkaya
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mutfakta kırılan nar…

32 0
24.12.2023

ANADOLU, adına da yansıdığı gibi yeryüzünde tüm inanışları besleyip büyütmüş mümbit topraklardandır…

Önceki gece tak, tuk, pat, küt sesleri arasında telaşla girdiğim evin mutfağında karşılaştığım nar kırma ritüeli de bunun yansıması…

Mutfakta yaşanan bu toprağın insanının, kendine ait olanı sürdürmekteki kararlılığından başkası değil…

Zaten halısının suyuna akça çam ile işlediğini, nar kırarak gerçekleştiriyor.

Asırlar önceden gelen köklü geleneğini nesillere aktarmaktaki kararlılığını gösteriyor.

Tıpkı büyükannemin anneme öğretisinde olduğu gibi, eşim de büyük annesinin annesine öğretisinden aldığı geleneği sürdürüyor…

Mitolojik inanca göre gündüzün güç kazanıp geceyi yendiği zamanın o anında, on binlerce yıl önceden gelen örf, adet, geleneğini devam ettiriyor…

İNANCIN DEVAMI…

Sadece bu topraklarda değil, Türk kökenlilerin var olduğu coğrafyalardaki inanışın ritüelini sergiliyor…

Daha açık söylemek gerekirse, Pagan ayinini gerçekleştiriyor…

Veya bir zamanlar Roma İmparatorluğu’nda da etkisi görülen, mistik İran kültürünün parçası olan Mitra Tarikatının ibadetini yerine getiriyor.

Çünkü Mitraizm, aralık ve haziran sonlarını, yani güneşin en alçak ve yüksek olduğu günleri kutlu gün olarak kabul eder, kutlamasını yaparmış…

Paganlar da 12 gün boyunca, nar ve akça çamı ritüelini en önemli unsuru yapar; kutlamasının adına da Gündönümü Bayramı dermiş.

HAYAT AĞACININ NARLARI

Çin’den Baltık Denizi’ne uzanan Türklerin yaşadığı coğrafyalarda da benzer bir adla, narın dillerindeki anlam karşılığı olan güneş ile doğumu birleştirip Nardugan Bayramı dermiş.

Kökeni de kilim ve halılarımıza işlenmeye devam eden, Anadolu’da evlerin duvarı veya ahşap tavan süslemesinde yerini bulan o bildik “Hayat Ağacı”na dayanıyor.

İnanışlarına göre, yeryüzünün tam........

© Habertürk


Get it on Google Play