Olmak ya da olmamak |
William Shakespeare üzerine çalışan tarihçilerin ve biyografi uzmanlarının yorumlamakta en zorlandığı konulardan biri, 1582 yılında evlendiği Anne Hathaway (1556-1623) ile ilişkisidir. Elde çok az bilgi vardır. Adı bile tartışma konusudur çünkü babasının vasiyetinde Agnes olarak anılır. Evlendiklerinde 26 yaşında, Shakespeare ise henüz 18’indedir. Agnes, evlenmeden önce ilk kızı Susanna’ya hamiledir. Dolayısıyla, “Hamnet” filminde anlatıldığı gibi ailelerin kararıyla gerçekleşen zorunlu evlilik olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Kaldı ki, 18 yaşındaki erkeklerin evlenmesinin normal karşılandığı bir çağda yaşamazlar. Peki, nasıl bir evliliktir bu? Anne veya Agnes nasıl bir insandır?
Kuzey İrlandalı yazar Maggie O’Farrell, 2020’de yayımlanan romanı “Hamnet”de Agnes Hathaway’i, Greenblatt’ın yazdığı gibi özgür ve güçlü bir kadın olarak hayal etti. Ama çıkış noktası sadece o değildi. Romanın kalbinde Agnes ve William Shakespeare’in oğlu Hamnet’in ölümü vardı. Arşiv kayıtlarına göre Hamnet, 11 yaşında salgın hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiş ve 11 Ağustos 1596’da toprağa verilmişti. Peki, bu ölüm, anne ve baba üzerinde nasıl etkiler bıraktı? Shakespeare’in eserlerinde kimse bu soruya açık bir yanıt bulamadı.
O’Farrell’in romanı ve yönetmen Chloé Zhao’nun romandan uyarladığı film, sadece bu sorunun yanıtını aramıyor. Hikâyenin başka katmanları da var. Filmin başında Agnes (Jessie Buckley) ile Will’i (Paul Mescal) tanıyor; âşık olmalarına, evlenmelerine, çocuklarının doğumlarına şahit oluyoruz. Sonra bizim eski Yeşilçam melodramlarında olduğu gibi erkek para kazanmak için şehre gidiyor.
Tüm bunlar tarihsel olarak doğru ama “Hamnet”in, Shakespeare’in yaşamına son derece farklı yerden bakan ve temelde hayal gücüne dayandığını en baştan söylemek gerek. Çünkü yapılan onca araştırmaya, bulunan onca tarihsel belgeye rağmen William Shakespeare’in hayatı, bugün bile hayal gücüne geniş alanlar açan büyük belirsizlikler barındırıyor. Öyle ki, oyunları onun yazmadığına inananların sayısı az değil. Agnes ile ilgili belgeler ise çok daha kısıtlı... Özellikle, kocasının miras kayıtlarında adının geçmemesi, kafaları karıştıran ve tartışmalara neden olan bir veri... 11 yaşındaki Hamnet’e gelirsek, onun hakkında doğum ve ölüm belgeleri dışında hiçbir şey yok.
Yazar Maggie O’Farrell, Hamnet’in tarihin satır aralarında unutulup gitmesine tepki duyduğunu söylemekten kaçınmıyor zaten. Sadece onu ve annesi Agnes’i değil, babasının hayatını da yeniden hayal ediyor. Kesinliği tartışma götürmez birkaç tarihsel veriden yola çıkarak çok farklı bir Shakespeare portresiyle karşımıza geliyor ama asıl olarak Agnes’in hikâyesini anlatıyor.
Yönetmen Chloé Zhao, filmin açılış sahnesinde Agnes’i, ormanın nerdeyse doğal parçası veya uzantısı olarak resmediyor. Yaşadığı çağın yaygın kadın profilinin dışında kaldığı açık… Öte yandan, kadim çağlardan beri her daim karşımıza çıkmış şifacı ve bilge kadınlardan biri… Ailesi içinde kimsenin kontrolünde değil. Bu arada, dönemin erkek profiline uymayan, onu her zaman desteklemeye hazır bir erkek kardeşi (Joe Alywn) olduğunu belirtmek gerek. Agnes, o yıllarda herkesin Will dediği genç Shakespeare’in kendisini olduğu gibi........© Habertürk