We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Nureyev'in bir genç adam olarak portresi

11 0 0
23.06.2019

(UYARI: Nureyev'i tanımıyor ve hayat hikâyesi hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız, yazıyı filmi seyrettikten sonra okumanız daha iyi olabilir)

Rudolf Nureyev, Batı'da tanınmaya başlandığı 1960'lı yıllardan itibaren kendi döneminin en iyi baletlerinden biri olarak kabul edilir... Hâlâ da efsane bir isimdir. Onu sahnede canlı olarak seyredenler kendilerini şanslı hissederler.
Nureyev, 1938 yılında Sovyetler Birliği'nde, hareket halindeki bir trende doğdu... Sovyetler Birliği'nde II. Dünya Savaşı sırasında milyonlarca insan hayatını kaybetmişti. O, sağ çıkanlar arasındaydı. Tatar kökenli bir aileden geliyordu.
1961 yılında, Soğuk Savaş'ın en “sıcak” günlerinde, Kirov Balesi'nin yıldız dansçılarından biri olarak geldiği Paris'te Fransa'ya iltica etti...


İlticanın hikâyesini bütün ayrıntılarıyla final bölümünde seyrediyoruz. Gerçeklere çok büyük oranda sadık kalınarak çekilmiş, şaşırtıcı, sürükleyici ve heyecanlı bir sahne bu...
Ama "Beyaz Karga"nın (The White Crow) tek derdi, bu ilticanın öyküsünü anlatmak değil.
İlticanın hemen öncesinde Paris'te geçirdiği günler, geceler, tanıştığı insanlar ve yaşadıkları filmde çok önemli bir yer tutuyor... Öte yandan, trende doğduğu andan başlayarak, çocukluğunu ve öğrencilik yıllarını flash-back sahnelerle seyrediyoruz.
Film Nureyev'in çocukluk dönemini, öğrencilikle başlayan gençlik yıllarını ve Paris turnesinde geçirdiği günleri, paralel kurguyla anlatıyor.
Yönetmen Ralph Fiennes ve görüntü yönetmeni Mike Elley, bu üç dönemi kullandıkları renk paleti itibarıyla birbirlerinden ayırmışlar. Paris'te geçen sahnelerde 1960'lı yıllarda çekilmiş filmleri model alan renkler hâkim. Öğrencilik yıllarında ise sıcak renklere dönüşen ışıklar ve geçmiş hissini güçlendiren sarı filtreler baskın görünüyor. Bu sahnelerdeki sıcak renk kullanımının, Nureyev'in dans tutkusunu yansıttığı söylenebilir.
Paris, Nureyev'in dünyasında ruhsal ve mesleki bir açılımı temsil ediyor. Bu yüzden, Paris sahnelerinde ışık, beyaz ağırlıklı. Mavi biraz daha öne çıkıyor. Kadrajlar genel olarak aydınlık ve ferah...
Nureyev'in çocukluğu ise sadece renk paleti farklılığıyla değil, perde formatı olarak da filmin geri kalan diğer sahnelerinden ayrılıyor... Fiennes, bu sahnelerde II. Dünya Savaşı filmlerini hatırlatan siyah beyaza yakın renkler kullanırken, 1.85:1 olan formatı 2.39:1 olarak değiştiriyor. Bunun nedeni çocuklukta, karakterler ve diyaloglardan ziyade görsel imgeleri öne çıkarması... Kullandığı bu teknik nedeniyle Nureyev'in çocukluğunu, resim gibi kadrajlarla filmin geri kalanından ayırmak istiyor.


Senaryo yazarı David Hare, Julie Kavanagh'ın “Rudolf Nureyev: The........

© Habertürk