We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İktidarın gücü mutlak mıdır?

32 0 0
25.09.2021

Erdem Tepegöz’ün yazıp yönettiği 2012 yapımı ‘Zerre’, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ zihnimden çıkmayan filmlerdendir… İş bulmaya, hayata tutunmaya ve ailesini geçindirmeye çalışan bir tekstil işçisinin hikâyesidir. Düz, basit, yalın ve etkileyicidir. Ana karakterin peşine takılan hareketli kamerasıyla yer yer Dardenne Kardeşler'in sinemasını akla getirse de görsel atmosfere gösterdiği özen ve resimleriyle kendine özgü bir dünya kurar. Benzer temalar, karakterler, sorunlar ve benzer üslupların çevresinde dönüp duran yerli filmler arasında ayrı bir yerde durur. Yaklaşık 8.5 yıl sonra sinemalarda gösterime giren ikinci uzun konulu filmi için de aynısını söylemek mümkün.

Üstelik, ‘Zerre’ye göre hayli farklı bir film duruyor karşımızda. İşçi sınıfı öyküsü anlatması açısından kuşkusuz ortak noktalar var ama ‘Gölgeler İçinde’, öncelikle bilimkurgu - distopya türünde değerlendirilmesi gereken bir film.

Hikâyenin hangi zamanda, hangi ülkede geçtiğine dair ipucu yok. Mekânın 20’nci veya 21’nci yüzyılı işaret ettiği açık. Ağır sanayiye geçişin ilk dönemlerinden kalma, eski ve büyük bir fabrikadayız. Her yerde karşımıza çıkan güvenlik kameraları ve işçileri test eden o tuhaf cihaz dışında teknolojinin varlığından söz edilemez.

‘Gelecek tasavvuru’ açısından baktığımızda Terry Gilliam’ın ’12 Maymun’da, yeraltında yaşamaya mahkûm olmuş ama zaman makinesini icat etmiş insanların o kırık dökük, toplama parçalardan oluşan ileri teknolojilerini akla getiren bir durum var. Aynı şeyi fabrikadaki makineler veya üretim için söylemek imkânsız.

Üretim biçimi, 20. Yüzyıl’ın ilk dönemleri, hatta 19. Yüzyıl sonlarından kalma ağır sanayi fabrikalarını işaret ederken; fabrikanın idaresi ve üretim kontrol yönteminde 20. Yüzyıl’ın son çeyreğindeki teknoloji kullanılıyor. Filmin ruhu tam olarak bu çelişkide düğümleniyor sanki… Sonuçta, kapitalizmin iki farklı döneminin birleştiği bir yerdeyiz. İşçi haklarının olmadığı; insanların karın tokluğuna ve yatacak yer karşılığında çalıştığı fabrika fikri, bizi kapitalizmin ilk yıllarına götürüyor. Gözetleme üzerine kurulan yönetim biçimi ise daha ileriki bir aşamaya….

Daha önemlisi, her köşeye her detaya sinmiş bir yoksulluk ve yoksunluk........

© Habertürk


Get it on Google Play