We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir hukuk ‘komedi’si

31 6 1
21.10.2020

1968 deyince gençlik hareketleri gelir akla… Gençlerin ve sistem muhaliflerinin dünyayı değiştireceklerine inanarak meydanlara çıktığı unutulmaz bir dönemdir.

O yıl ABD’deki gençlik hareketlerinin ilk hedeflerinden biri, Vietnam Savaşı’nı durdurmaktır. Savaş karşıtı eylemler, ağustos ayında Chicago’da yapılan gösterilerle ülke gündeminin merkezine yerleşir.

Eylemcilerin Chicago’yu seçme nedeni, Demokrat Parti’nin ulusal kongresinin yapılacağı şehir olmasıdır. Kongre, partinin yeni ABD Başkanı adayının seçilmesine uzanan sürecin ilk halkasıdır. Eylemcilerin hedefi Kennedy’nin suikasta kurban gitmesinin ardından yıllarca ABD’yi yöneten Lyndon B. Johnson’ın Vietnam politikasını protesto etmek ve Demokrat Parti’yi kamuoyu önünde barışçı çözümlere zorlamaktır.

Ne var ki, şehre geldiklerinde güvenlik güçlerini bulurlar karşılarında. Chicago polisinin derdi, gösterilerin olaysız geçmesini sağlamaktan ziyade barış aktivistlerini çatışmaya zorlamaktır. Açık hedefleri, göstericileri Kongre’nin yapılacağı yerden uzak tutarak gerilimi sürekli yükseltmektir. Gizli hedefleri ise sertlik yanlısı tavırlarla göstericileri provoke etmektir. Ülkedeki siyasi kutuplaşma nedeniyle gösterilerde dökülecek kanı pek umursamadıkları bellidir. Biber gazlarını ve coplarını kullanmak için can atarlar. Tek dertleri, yasal haklarını kullanmak isteyen göstericileri ‘isyan suçu’na teşvik etmek; onları ülkenin huzurunu bozan, toplumsal düzeni sarsan unsurlar olarak göstermektir…

1968 kuşağının farklı gençlik grupları, ağustos sonunda Chicago’ya geldiklerinde kendilerini nelerin beklediğinin tam olarak farkında değillerdir. ABD özelinde 1968 gençlik hareketinin belki de en önemli sınavlarından biri olacaktır bu...

Başlı başına bir filmi, belki mini diziyi hak eden bir süreç 1968 Chicago olayları… Aaron Sorkin’in yazıp yönettiği ‘Şikago Yedilisinin Yargılanması’ (The Trial of the Chicago 7) ise bu olaylardan aylar sonra 1969 yılının mart ayında başlayan dava sürecine odaklanmayı tercih ediyor. Sorkin, Chicago’da o günlerde yaşananları filmin son bölümünde getiriyor karşımıza. Eylemcilerin kendi içlerinde yaşadıkları çelişkiler ve anlaşmazlıklar, içine çekildikleri tuzağa hazırlıksız yakalanmaları, filmin öne çıkardığı konulardan sadece biri… Ama Aaron Sorkin’in asıl odaklandığı konu, 1969 yılının ocak ayında Richard Nixon’ın ABD Başkanı olmasıyla davanın seyrinin birden değişmesi…

Filmin ilk bölümünde açıkça vurgulandığı gibi, Nixon’ın ve yeni Adalet Bakanı’nın hedefi, seçim kazanmanın verdiği özgüvenle eylemcilere bir ders vermek ve lider kadroları isyana teşvikten yargılayıp 10’ar yıl hapse........

© Habertürk


Get it on Google Play