We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İki gazete, bir ömür

5 2 0
11.05.2019


“Menderes döneminde iki günde bir gazete kapanırdı. Ben Dünya gazetesindeydim. İşte o ara gazeteyi çok satmaya başladık, şöyle oldu: Gece yasak kararı gelir, düzeltmeye olanak yok, gazetede o yasaklı yeri kazıyacaksınız. Ertesi gün gazetenin şurası beyaz, şurası kara. O beyaz gazeteler kapışılmaya başladı. Bu dönem ilginçtir, hangi gazete beyazsa kapışılıyordu ve telefon yağıyordu, ‘Abi orada ne vardı, neyi kazıdınız’ diye soruyorlar. Üç ay kadar sürdü beyaz gazete. Tam, gece gazeteyi baskıya vermişim, artık gazeteden ayrılacağım, bakıyorum ki yasak kararı var. Karar çıkınca gazete yola çıkmış bile olsa alıkoyuyorlar, bir tane bile satılmadan elinde kalıyor. Bu yüzden hemen sayfayı kazıyoruz ve baskıyı öyle sürdürüyoruz.”
Basın tarihinin ayrılmaz parçası sansürü ve bunun genelde bir işe yaramayacağını özetleyen güzel bir anı bu. Anlatan, Sami Karaören. Gazetecilik serüvenine Türk basınının iki önemli gazetesinden Dünya’da başlayıp ardından uzun yıllar Cumhuriyet’te çalışmış. Burada önemli bir konum da üstlenmiş, 30 yıldan uzun süre yazı işleri müdürü olarak görev almış. Bu zaman zarfında devrinin önemli yazar, şair, siyasetçi ve sanatçılarıyla derin teşrik-i mesaisi olmuş. Basın ve cumhuriyet tarihinin önemli olaylarına bizzat tanıklık etmiş. Türk Dil Kurumu ödülü almış ve 18 yıl bu kurumda mesai harcamış.
Şimdi 94 yaşında, İstanbul Göztepe’de akşamları bir iki kadeh atıyor, dostlarını ağırlıyor. O dostlardan üçü, bu ayaklı tarihin anılarının boşa gitmesini istememiş, kayda almayı planlamışlar: Şükran Sabanuç, Mukadder ve Ömer Özgeç. “Dört yıl süren bu görüşmelerimiz sırasında Sami Bey’in sevgiyle söz ettiği dostlarından sekizini yitirdik” diyorlar…

GÜZEL GÜNLERİMİZ OLDU (Sami Karaören-İş Bankası Yayınları)


BEDİİ FAİK’LE TANIŞMA VE 27 MAYIS

1924 doğumlu Karaören, Fethiye’nin Keçililer köyünde doğdu. O zamanlar anaokulu okuyan şanslı isimlerden. Hatta anaokulu öğretmeni de Halikarnas Balıkçısı yani Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın eşi Hamdiye Vecihi. Babası tarımla uğraşıyor, Kuvayımilliye’ye er olarak katılıyor ve Milli Mücadele bitince Fethiye’de jandarma kumandanı oluyor.
Ortaokulu ilçelerde olmadığı için Muğla’da okuyor. Lise içinse istikamet bu kez Antalya. Antalya Lisesi’nde felsefe ve sosyoloji öğretmeni, yıllar sonra bir suikaste kurban giden Cavit Orhan Tütengil. Edebiyat öğretmeni ise bir başka ünlü isim, şair Cahit Külebi. Külebi’nin solcu olduğu anlaşılmasın diye okula Cahit Erencan adıyla geldiğini aktarıyor Karaören.
Lisenin 10. sınıfında daha sonra evleneceği Mehcure Hanım’la tanışıyor. Mehcure “hicret eden,” “göçen” demek. Liseden sonra Sami Bey üniversite için İstanbul’a, Mehcure Hanım ise Ankara’ya göçüyor.
1945 Ekimi’nde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndedir Sami Bey. Okul bittiğinde komünist olarak damgalanmıştır artık. 1950’de Mehcure Hanım’la evleniyor. Memleketten de para gelmediği için bir sigorta şirketinde işe başlıyor. Anadolu gezilerinde iyi sigorta satınca İstanbul’a merkeze alıyorlar onu. Sigorta şirketinin bulunduğu Cağaloğlu’nda........

© Habertürk