We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Birden içinize neden doğar?

2 0 0
06.06.2019


13. yüzyılın sonunda, Floransa’nın küçük bir kasabasında, fakir bir köylü ailenin çocuğu olarak doğan Giotto (Bondone) belki de o dönem insanlığın tüm fikri algılayışını değiştirecek bir yeteneğe sahipti. Köylü babasının kendisi gibi yetiştirmek ve koyun gütmesini istediği bu parlak çocuk bulduğu her taşa veya düz zemine sopayla resimler çiziyordu. Bir süre sonra yeteneği keşfedildi, elinden tutuldu.
Giotto, o zamana kadar yapılan “iki boyutlu” Ortaçağ minyatürlerine bir anlamda yaşam kattı. Resimlerine “üç boyut” verdi; gökyüzünü altın yaldıza değil, gerçek rengi maviye boyadı. Resimde derinlik diye bir şeyin olduğunu gösterdi, doğaya ait gerçekçi ayrıntıları tuvale soktu, sineği sinek gibi çizdi ki, ustası Cimabue bir gün tuvalin üzerinden eliyle kovalamaya çalışmıştı.
Rönesans’ın kendisinden yüz yıl önce Giotto, sadece yaşamı ve doğayı görmenin yeni bir yolunu sergilemekle kalmadı aslında. Onunla artık insanların veya hayvanların ifadelerinde ve bizde uyandırdıklarında, ilgi, merhamet ya da keder, coşku gibi belirli insan duygulanımları görünüyordu. Bu şunun için önemli: Ortaçağ kiliselerinin daha önceki iki boyutlu mozaiklerinde, bunları görmek için bir insan gerekmediği hissi vardı hep; yani mozaikler kendi ilişkilerini bizzat Tanrı ile kuruyorlardı. Kritik nokta bu işte: Giotto’da, resme bakmakta olan bir insan gerekiyordu; insan resme ilişkin duruşunu bir birey olarak sergilemeliydi. Böylece Rönesans’ta merkezileşecek ve sonraları insanın dünyayla ilişkisini değiştirecek yeni hümanizm ve doğayla yepyeni ilişki doğmuş oldu.

YARATMA CESARETİ (Rollo May - Çev: Alper Oysal / Metis Yayınları)

KONUSUNUN NADİR ÖRNEKLERİNDEN


Giotto bu noktaya nasıl ulaştı? Ona belki de dünya tarihini değiştiren bu yaratıcı şuur nereden geldi? Yaratıcı insanlarda/sanatçılarda zuhur eden yaratım silsilesi nasıl şekilleniyor? Hangi bilinç ve bilinçdışı faktörler bu süreçte devreye giriyor?
Amerikan psikolojisinin ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden, 1994’te aramızdan ayrılan Rollo May, “Yaratma Cesareti” adlı alanının nadir örneklerinden olan eserinde işte bunları anlatıyor. Kitabı aslında 90’ların başında, May yaşarken, ilk Türkçe baskısından okumuştum. Şimdi yeni baskısını 25 yıl sonra tekrar raflarda görünce alıp bir daha bakmak istedim. Eğitimin güdükleştiği; yeteneğe, cesarete, keşfetmeye ve yaratmaya giderek daha az değer verilen bir çağ ve coğrafyada belki daha üstten ipuçları bulunur diye düşündüm. Evet, kitap daha çok psikolojiye ilgi duyanların ve o terimlere hâkim olanların anlayacağı türden ama “kendimde yeni bir şeyler yaratayım” diyorsanız siz de biraz zorlamalısınız kendinizi, değil mi?

FİZİKSEL, AHLÂKİ, TOPLUMSAL

May, ilk olarak cesaretten bahsediyor, “yaratma cesareti”nden. Ona göre kendi evrimimizi, kendi farkındalığımızla (o saçma kelimeden değil, anlama, algı ve bilginin varlığından bahsediyor) etkilemeyi başarmalıyız yoksa gelecekte daha insanca........

© Habertürk