We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eski güzel günler o kadar güzel miydi?

22 2 0
29.07.2020


Az önce ıslatılmış toprak zeminde arka arkaya dizilmiş tahta sandalyelerden birinin üzerinde oturuyorum. Babam bir yanımda annem diğer yanımda. Karşımızda beyaza boyanmış dev bir duvar yükseliyor. Telaşlı çiftler aceleyle yerlerine geçerken içi buz ve meşrubat dolu teneke kovayı taşıyan adamdan üç gazoz alıyor babam. Biri bana, biri anneme, biri kendisine...

Güneş yerini ay ve yıldızlara bırakalı çok olmamış; gökyüzünde izi duruyor hala... Sarı, mavi, kırmızı, pembe, mor, yeşil boyalı küçük ampuller aydınlatıyor çevreyi. Yazlık bir sinemadayım! Toprağın kokusu hala burnumda, gazozun soğukluğunu parmaklarımda hissediyorum!

Şimdi 50’ye bir iki basamak kalmışken ne zaman dönüp aşağıya baksam o yazlık sinemaya dönmek istiyorum... Sonra kalbim, her daim hüzünle kol kola gezen, ‘nostalji duygusunun’ ağırlığı altında eziliyor! Bir daha o geceye asla dönemeyeceğimi bilmenin üzüntüsü değil beni darmadağın eden... O yazlık sinemada annemle babamın arasında oturup o gazozu içtim mi içmedim, yıllardır kafamın içinde elimi uzatsam dokunabileceğim kadar somut bir şekilde duran o ‘an’ı yaşadım mı yoksa uyduruyor muyum bilmemenin hüznü kahrediyor beni!

90’LARI YAŞAMAYIP 90’LARI ÖZLEMEK

Geçenlerde sosyal medyada 90’ları özleyenlerle 90’ların da aslında bugünden farkı olmadığını söyleyenler arasında ‘nostaljik’ bir tartışma vardı.

Tanıdığım bir arkadaş “90’lar başkaydı” yazmış... Kendisi 94 doğumlu!

Aradım “Nesi başkaydı 90’ların? Bitimine bir iki yıl kalana kadar altını ıslatıyordun herhalde ondan bahsediyorsun” dedim.

“Öyle deme abi, Türkçe pop patlamıştı, Eşkıya, Her Şey Çok Güzel Olacak falan Yeşilçam yeniden doğmuştu. Televizyonlarda ‘Siyaset Meydan’ı ’32. Gün’ gibi kaliteli tartışma programları, ‘İkinci Bahar’ gibi kaliteli diziler falan vardı...” diye saydırdı.

Marcel Proust’un “Bir yerin özlemini duyduğumuzda, gerçekte o yere karşılık gelen zaman dilimini arıyoruzdur; yerleri değil zamanları özleriz” sözleri geldi aklıma.

Felsefe profesörü Felipe De Brigard, Proust’un bahsettiği ‘zamanlar’ı özlemek için insanların illa da o zamanı yaşamasına gerek olmadığını söylüyor.

Bu durumda kendisi henüz 6 yaşındayken sona eren 1990’ları sanki 90 yıl yaşamış gibi özleyen arkadaşımla, yaşanıp yaşanmadığına emin olamadığı ıslak toprak kokulu yazlık sinemadaki bir ‘an’a takılıp kalan ben, hiç yaşamayıp ‘kafamızda yarattığımız’ zamanların yasını tutuyoruz sanırım.

NOSTALJİNİN NEDENİ........

© Habertürk


Get it on Google Play