Zihinlerdeki işgal |
Şiddet denildiğinde aklımıza hep fiziksel olanı, geniş kapsamda da patlayan bombalar, yıkılan şehirler, namlulardan çıkan mermiler ve dökülen kan gelir.
Ama bir yandan da günümüzde sinsice, derine işleyen ve yüzyıllar boyunca etkisini sürdüren şiddet türü görünmez şekilde ilerliyor.
Epistemik şiddetten bahsediyorum.
Gündelik hayatta pek üzerinde durmadığımız bu kavram, aslında tam da şu anımızı, bizim dünyayı ve kendimizi nasıl algıladığımızı, neye inanıp neyi reddettiğimizi belirleyen devasa bir tahakküm mekanizmasını anlatıyor.
Nedir bu epistemik şiddet peki?
En yalın ve çarpıcı haliyle, bir insanın, bir toplumun veya koca bir coğrafyanın kendi bilgisini, kendi gerçeğini ve varoluşunu dile getirme hakkının elinden sistematik olarak alınmasıdır, diyor kaynaklar.
Karşınızdaki egemen gücün, sizi bir bilen olarak kabul etmemesi, size konuşma, kendinizi kendi kavramlarınızla ifade etme imkânı tanımamasıdır, epistemik şiddet.
Batı dünyası işte yüzyıllardır bütün dünyaya tam olarak bunu yapıyor. Kendi ürettiği bilgiyi ve rasyonaliteyi yegâne evrensel doğru olarak dayatırken, Asya'nın, Afrika'nın veya Orta Doğu'nun (Batı Asya’nın) bilgi sistemlerini ilkel, batıl, geleneksel ya da geçersiz olarak itibarsızlaştırıyor.
Bu sistemde bu coğrafyaların hikayesi ve tarihsel tecrübesi, onların kurduğu bu kibirli sahnede ancak bir dekor veya incelenecek birer nesne olabiliyor.
Sırf kimliğinizden, inancınızdan veya coğrafyanızdan dolayı sözünüze değer verilmez, itibarınız sıfırlanır.
Çok daha trajik olanı ise yaşadığınız acıyı, uğradığınız zulmü anlatacak kelimelerin ve kavramların bile egemenler tarafından dilinizden ve kültürünüzden söküp alınmasıdır. Kendi derdinizi anlatacak aracı bulamazsınız, çünkü o araçlar daha önce yok edilmiştir.
Sömürgecilik sadece toprakları işgal etmiyor, bizim dünyayı anlamlandırma kapasitemizi, topyekûn zihnimizi işgal ediyor.
Askerler çekilip bayraklar değiştiğinde klasik anlamda sömürgecilik bitti sanıyoruz ama durum tam olarak öyle değil.
Dünyanın birçok bölgesinde fiziki işgal bitmiş olabilir ama o hiyerarşiyi, o ırkçı sınıflandırmayı kuran Batı’nın sömürgeci anlayışı zihinlerimizde, üniversitelerimizde, kurumlarımızda tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.
Nereden mi geldim bu konuya?
Geçtiğimiz hafta Dünya Dekolonizasyon Forumu İstanbul’da gerçekleşti. NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak da Forum’un açılışında, bu zihinsel hegemonyanın köklerine ve felsefi altyapısına dair çok ufuk açıcı bir değerlendirme yaptı.
Çok kısa bir bölümü sosyal medyada da paylaşıldı ve epeyce ilgi gördü. Bence tamamını dinlemelisiniz. Dekolonizasyon hakkında çok sarih bir dille derinlikli bir konuşma yaptı.
https://www.youtube.com/watch?v=hNs_iYpw4U8
Albayrak, modern Batı felsefesinin kendini her türlü tarihsel ve coğrafi bağdan azade, sözde tarafsız mutlak bir otorite gibi sunmasını çok isabetli bir şekilde sıfır noktası kibri tanımlamasıyla hatırlattı.
Kendini evrenin ve........