Yarım milyon küçük kaşık |
John Davison Rockefeller 3rd, Başbakan Süleyman Demirel ile görüşmek üzere Türkiye'ye geldi. Sıradan bir iş ziyareti değildi bu. Amerikalı milyarder açık bir misyon üstlenmişti. Türkiye'nin nüfus planlaması konusunda İslam dünyasına liderlik etmesini istiyordu.
O günlerde Milliyet gazetesinin başlığı şuydu. “Rockefeller Türkiye'ye Doğum Kontrolünde Önderlik Edebilir.”
Peki nasıl gelinmişti bu noktaya? Hangi adımlar bu ziyareti mümkün kılmıştı? Ve o ziyaretin ardından Türkiye'de neler değişti?
Her şey 1952'de başladı.
John Davison Rockefeller 3rd, New York'ta Population Council'i (Nüfus Konseyi) kurdu. Kuruluş amacı açık ve netti. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde doğum kontrolünü yaymak, nüfus artışını dizginlemek.
Amerika'nın çıkarları söz konusu olduğunda hesap basitti.
Dünyanın dört bir yanında petrol vardı, maden vardı, zengin toprak vardı. Bu kaynakları sömürmek için o coğrafyalarda istikrar şarttı. İstikrar için de nüfusun yönetilebilir olması gerekiyordu.
Rockefeller'in ana faaliyet alanının petrol olduğunu da aklımızda tutarsak, yeraltı zenginliklerini daha az insana bölmek, daha az insanla paylaşmak zorunda kalmak, bu işin en saf ve en açık motivasyonuydu.
ABD'li şirketler bu kaynaklara sahip üçüncü dünyaya girebilmek için güvenli bir zemine ihtiyaç duyuyordu. O zeminin bozulmasının önündeki en büyük tehdit ise işsiz, yoksul ve hızla çoğalan nüfuslardı. Aç insan öfkeli olurdu. Öfkeli insan sokağa çıkardı. Yoksul sınıflar büyüdükçe sistem sorgulanırdı, pazar güvensizleşirdi, yatırım tehlikeye girerdi.
Çözüm belliydi. O nüfusun büyümesini durdurmak.
Bunu insani yardım, kadın sağlığı, aile refahı diye pazarladılar. Ama özünde bu, ticari çıkarın demografiye açık müdahalesiydi.
İslam coğrafyasında nüfus artış hızı da teolojik olarak önemli bir meseleydi onlar için. Bununla birlikte Soğuk Savaş dönemleri olduğunu da göz önüne alırsak komünizm tehdidi de elbette çok önemli bir yer edinmişti bu çalışmaların yapılmasında.
Dixie Cup şirketinin kurucusu Hugh Moore, aynı yıllarda Rockefeller'e yazdığı bir mektupta şu ifadeleri kullanıyordu.
“Biz temel olarak doğum kontrolünün toplumsal ve insani boyutları ile ilgilenmiyoruz. Biz komünistlerin yeryüzünü fethetmek için aç insanları kullanması ile ilgileniyoruz.”
Batı’nın komünizm korkusu bugünden bakıldığında çok anlaşılabilir görünmeyebilir kimimiz için ama o dönem bu tehdit ABD için varlık yokluk meselesiydi.
Nüfus Konseyi hızla büyüdü. 1955'te Hindistan'a, 1959'da Pakistan'a uzman heyeti gönderdi. 1961-1965 yılları arasında Tayvan, Tunus, Güney Kore, Türkiye, Tayland, Filipinler, Kenya, Fas ve İran'a aile planlaması desteği verdi.
Türkiye 1961'de bu listenin içindeydi.
Konsey Başkanı Dr. Frank Notestein Şubat 1963'te Ankara'ya geldi. Bir ay sonra Dr. Corsa başkanlığındaki uzman heyeti geldi.
“Nüfus Planlaması Programı İçin Türkiye Cumhuriyeti Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına Sunulacak Rapor ve Tavsiyeler” adında bir belge hazırladılar.
Konseyin Türkiye için ayırdığı bütçe 140 bin dolardı. Ama para şarta bağlıydı elbette. Önce nüfus planlaması kanunu çıkacaktı. Bu paranın bugünkü karşlığı da çok yüksek değil esasında. Ancak o dönem her kuruş çok değerli.
Aynı şartı USAID, Ford Vakfı ve İsveç hükümeti de koydu. Hatta İsveç şartını somutlaştırdı. Yasa çıkarsa 500 bin İsveç Kronu değerinde kontraseptif (gebelikten korunmayı sağlama amacıyla kullanılan yöntemler) verilecekti.
Bu klasik bir dış baskı mekanizmasıydı. Değişim dışarıdan dayatılmış gibi görünmüyordu, bilakis kendi isteğiyle gerçekleşiyor algısı oluşuyordu.
10 Nisan 1965'te 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanun meclisten geçti. Kanunla........