menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tüketimin Ontolojisi ve Sıfır Atık

12 0
07.12.2025

“Her şeyden öte, insan doğanın parçası mı, yoksa efendisi mi? Bu konuda bir zihin karışıklığı içinde olduğumuzu görüyorum. Maalesef, eşref-i mahlûkat olmayı, tabiata tahakküm kuran efendi olmak ile karıştırdık”

Bu sözlerin sahibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan.

Sıfır Atık felsefesinin dayandığı en kritik noktayı işaret etmiş 2019 yılındaki bu konuşmasında.

Kritik bir nokta çünkü, Sıfır Atık konusunu tüketim alışkanlıkları üzerinden okumak düğmeyi doğru yerden iliklemek anlamına geliyor.

Malumumuz, modern insanın tüketimle kurduğu ilişki, ihtiyaç üzerinden değil, kimlik inşası üzerinden işliyor.

Jean Baudrillard’ın dediği gibi, nesneleri kullanmak için değil, gösterdikleri anlam için satın alıyoruz. Nesneler, varlığımızı teyit eden simgelere, sembollere dönüşüyor. İstediğimizi sandığımız pek çok şey de aslında başkalarının gözündeki yerimizi inşa etme çabamızın bir sonucu. Tamamen imaj tamamen algı meselesi.

Bu yüzden sıfır atığın en kritik sorusu tam şudur.

“Gerçekten buna ihtiyacım var mı?”

Çünkü tüketim, yalnızca bir nesnenin eve girmesi değil, aynı zamanda dünyanın dışına başka bir şeyin atılması anlamına gelir. Daha doğrusu dünyanın dışına atıldığının sanılması.

Çünkü sadece gözümüzden uzaklaştırdığımız atıklar gün geliyor okyanusta Türkiye’nin iki katı büyüklüğünde bir çöp kıtasına bile dönüşebiliyor.

Dolayısıyla asıl atık, çoğu zaman kararlarımızın arka planındaki görünmez alışkanlıklardan çıkan sonuçtan başka bir şey değil.

Eskiden ülkemizde bir eşya kırıldığında hemen çöpe atılmazdı. Çatlak bir tabak, sağlam bir tutkalla onarılır; bir gömlek yıpranınca sökülüp yama olur, en sonunda da bir temizlik bezine dönüşürdü. Eşyanın ömrü, tek bir işleve sıkışmazdı. Bu mütevazı tamir kültürü, bir nesnenin değerini biçiminin, pahasının değil, hayatla kurduğu ilişkinin belirlediğini anlatırdı.

Bugün sıfır atık dediğimiz yaklaşım, bu eski sezginin modern bir karşılığıdır.

Eşyayı çöpe atmak yerine, önce neden tükettiğimizi sorgulamak.

Burada, Mary Douglas’ın kir teorisinden faydalanalım.

“Kir, yerinde olmayan maddedir.” diyor Douglas.

Yani çöp, nesnenin doğasında değil,........

© Habertürk