menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Papa XIV. Leo Ziyareti ve Dezenformasyonun Anatomisi

10 0
30.11.2025

Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti, diplomatik takvimde sıradan bir temas olarak duruyordu.

Ama bu ziyaret, Türkiye’nin sosyal medya çağındaki duygu ekonomisine teslim olunca, bir anda memleketin kadim meselelerinden Lozan’a, “ekümeniklik” mitolojisinden Haçlı Seferleri’nin rövanş hayaline, hatta Atatürk’ün kırmızı çizgilerine kadar uzanan devasa bir manaya büründü.

Öğrendiğimize göre Fatih Sultan Mehmet zamanında Papa’nın gelişine izin vermemiş, İstanbul hava sahasını Papa’ya kapatmış. Atatürk de benzer şekilde X hesabından Papa’nın gelişine karşı çıktığını açıklamış. Belge bilgi yok ama olsun.

Benim bu yazdıklarım, sosyal medyadaki dezenformasyon bombası karşısında daha az absürt değil inanın.

Oysa devletin çizdiği çerçeve ve diplomatik teamüller ortadayken tablo bu kadar karmaşık olmamalı. Burada mesele, yanlış bilgi ile Türkiye’nin derin tarihsel hafızası arasındaki gerilimdir.

Çünkü Türkiye’de din, kimlik, devlet ve uluslararası semboller kesiştiğinde, tartışma düz bir akıl yürütmeden hızla çıkar; herkes kendi tarih anlatısını devreye sokar. Dezenformasyon da tam bu hassasiyetlere yaslanır.

Ziyarete yönelik eleştiriler elbette olabilir. Bu, anlaşılır bir şeydir de. Tartışmalar daha iyiye yöneltir hepimizi. Ancak eleştirilerin ve tartışmaların doğru bilgi üzerinden şekillenmesi olmazsa olmazdır. Öbür türlüsü iftiraya, yalana, safsataya ve absürtlüğe doğru giden bir yoldur. Aklı başında insanların da bu yolu tercih etmeyeceğini bilerek, işin doğrusunu yazmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Önce ziyaretin en temel gerçeğiyle başlayalım.

Papa XIV. Leo Türkiye’ye Cumhurbaşkanımızın resmî davetiyle geldi. Bu, Vatikan Şehir Devleti’nin protokolünün de gereği zaten. Ankara’da düzenlenen devlet töreni, ziyaretin diplomatik niteliğini belirleyen en açık çerçeve. Fener Rum Patriği Bartholomeos ise protokolde yalnızca kendi kilisesine ilişkin dini içerikli programların parçasıdır; ziyaretin siyasi boyutunu belirleyen makam değildir, olamaz da.

Tam da burada tartışmanın ikinci halkası ortaya çıktı. İznik’teki ayin ve “ekümeniklik” meselesi. Türkiye’de bu sözcük, çoğu zaman Lozan’ın kırmızı çizgeleriyle birlikte düşünülüyor. Fakat “ekümenik” kavramı, uluslararası hukuk açısından herhangi bir statü........

© Habertürk