menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kissinger'in çok gizli raporu ve Türkiye

19 3
14.09.2025

Tarihler 1974 yılının yaz aylarını gösteriyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı Türkiye açısından başarıyla tamamlanmıştı. Bunun sonucunda da ABD Kongresi, Türkiye’ye silah ve askeri yardımın kesilmesini Başkanları Ford’a dayatıyordu.

Hatta Kongre, 10 Aralık’ı son tarih olarak belirlemiş ve o güne kadar bir çözüm bulunmazsa Türkiye’ye yönelik silah ve askeri yardımın durdurulmasını istemişti. Çözüm bulunamadı ve 5 Şubat 1975 yılında ABD ambargosu Türkiye için devreye girdi.

Tam o günlerde yani 10 Aralık 1974’te ABD Başkanı Ford’un masasında Türkiye ile ilgili başka önemli bir konu daha vardı. Çok gizli başlıklı bu rapor o kadar gizliydi ki rapordan haberdar olan insan sayısı bir elin parmağını geçmiyordu.

Raporu CIA, Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) hazırlamıştı.

Raporun ismi biraz uzun ama meseleyi tam olarak özetliyordu.

“Ulusal Güvenlik Çalışma Muhtırası 200: Dünya Nüfus Artışının ABD Güvenliği ve Yurtdışı Çıkarları Üzerindeki Etkileri”

Raporun başındaki isim ise ABD modern tarihinin en etkili isimlerinden Henry Kissinger idi. Zaten rapor da Kissinger Raporu olarak biliniyor.

Bu çok gizli rapor esasında şunu söylüyordu.

Dünyada petrol ve diğer yer altı ve yer üstü kaynaklarının yoğun olduğu bölgelerde nüfus hızlı artıyor ve bu nüfus böyle hızlı artarsa kaynakları onlar tüketeceği için bizler orayı rahatlıkla sömüremeyeceğiz. Ayrıca burada nüfus ve gençlerin sayısı arttıkça anti Amerikancı yapılar da büyüyecektir ve bazı bölgelerde komünizm tehlikesi söz konusu olabilir. Artan nüfus kendi kaynakları yetersiz olunca Batı’ya gelmek isterse ABD için ulusal güvenlik problemleri artabilir. Bu yüzden bu bölgelerdeki nüfusu zorla da olsa kontrol etmemiz gerekiyor.

Raporun içeriğinde açıkça dile getirilmiş.

“ABD ekonomisi, özellikle az gelişmiş ülkelerden olmak üzere, yurt dışından büyük miktarlarda ve giderek artan miktarda minerale ihtiyaç duyacaktır. Bu durum, ABD'nin tedarikçi ülkelerin siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarına olan ilgisini artırmaktadır. Doğum oranlarının düşürülmesiyle nüfus baskılarının azaltılması, böyle bir istikrar olasılığını artırabildiğinde, nüfus politikası kaynak arzı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin ekonomik çıkarları açısından önem kazanmaktadır.”

Emperyal çıkarları uğruna insanlığın çoğalmasını, ailelerin yok olmasını, toplumların kaderinin değişmesini düşünen bu gizli rapor birçok insan hakları kuruluşu tarafından çok sert şekilde eleştiriliyor.

Raporun içeriğinde bazı ifadeler çok sarsıcı.

“Gençlerin emperyalizme ve dünyadaki güç yapılarına meydan okuma olasılığı çok daha yüksektir, bu yüzden sayıları mümkün olduğunca düşük tutulmalıdır.”

İşleyiş de bu ülkelerde nüfus kontrolünü tamamen baskıyla yapmak ama bunu gönüllü yaptırılıyormuş hissiyle gerçekleştirmek üzerine kurulu.

“Çiftleri, sosyal veya kültürel hususlara bakılmaksızın, daha küçük aileler kurmaya ikna etmeyi amaçlayan propaganda programları ve cinsel eğitim müfredatları tasarlamak ve teşvik etmek gereklidir.”

Emperyalizm eleştirilerini ve suçlamalarını savuşturmak için BM, WHO gibi uluslararası kuruluşları etkin kullanmak gerektiği de raporda yer alıyor.

Bir başka bölümde nüfus kontrol programlarına uymayan ülkelere gıda yardımlarının kesilmesi dahi öneriliyor.

“Hedeflenen bir az gelişmiş ülke nüfus kontrol programları uygulamadığı sürece afet ve gıda yardımını engellemek gibi başka şekillerde zorlamanın kullanılması düşünülebilir.”

Kissinger raporunda 13 hedef ülke belirlenmiş. Bu çok gizli rapordaki 13 ülkeden biri de tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye.

İlgili bölüm şöyle ifade edilmiş.

“Nüfusun azaltılmasına yönelik yardım, ABD'nin özel siyasi ve stratejik çıkarlarının bulunduğu en büyük ve en hızlı büyüyen gelişmekte olan ülkelere öncelik vermelidir.

Bu ülkeler şunlardır: Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Nijerya, Meksika, Endonezya, Brezilya, Filipinler, Tayland, Mısır, Türkiye, Etiyopya ve Kolombiya.”

1974........

© Habertürk