Havacılık Uçuyor Ama Sistemin İpi Kopmak Üzere
Brezilya - Rio de Janeiro'da düzenlenen IATA Genel Kurulu'nda kürsüye çıkan Genel Direktör Willie Walsh'un mesajı diplomatik cümlelerin arkasına saklanabilecek türden değildi. Açık, net ve alışılmadık derecede sertti: Havacılık büyüyor ama bu büyüme sürdürülebilir değil.
Hatta daha açık söylemek gerekirse sektör büyürken aynı anda güç kaybediyor. Rakamlar da bunu doğruluyor. Küresel havacılık sektörü 2025 yılında yaklaşık 45 milyar dolar net kâr elde etti. Ancak 2026 beklentisi 23 milyar dolara kadar gerilemiş durumda.
Ortada ciddi bir çelişki var. Uçuş sayıları artıyor, yolcu trafiği güçlü, doluluk oranları yüksek. Buna rağmen kârlılık düşüyor. Bu tablo artık bir dalgalanma değil, açık bir yapısal kırılma.
Talep Güçlü Ama Kazanç Zayıf
Bugün havacılığın en güçlü tarafı talep. İnsanlar uçmaya devam ediyor, hatta her zamankinden daha fazla seyahat ediyor. Bu tabloyu Türk Hava Yolları (THY) ve Pegasus gibi Türkiye’nin iki büyük oyuncusunda da net şekilde görüyoruz. Yolcu sayıları artıyor, hatlar genişliyor, filolar büyüyor. Ancak maliyet baskısı, bu büyümenin kârlılığa aynı ölçüde yansımasını engelliyor.
Çünkü sektörün maliyet yapısı giderek daha kırılgan hale geliyor. Yakıt fiyatlarındaki artış bunun en görünür örneği. Son dönemde yaşanan yükselişin havayollarına getirdiği ek yükün 100 milyar doların üzerinde olduğu hesaplanıyor. Ama asıl düğüm noktası şu cümlede saklı: Gelirler piyasa koşullarına bağlı, maliyetler krizlere… Bu denklemin uzun süre ayakta kalması kolay değil.
Havacılık Kendi Oyununu Oynayamıyor
Asıl kırılma burada başlıyor. Geçmişte havayolları büyümesini planlayabiliyor, filolarını ve operasyonlarını yönetebiliyordu. Bugün ise sektörün kaderi çoğu zaman kendi dışındaki gelişmelere bağlı.
Jeopolitik gerilimler rotaları uzatıyor. Savaşlar hava sahalarını kapatıyor. Enerji fiyatları maliyetleri altüst ediyor.
Bu durumdan İstanbul Havalimanı gibi küresel ölçekte bağlantı merkezi........
