Filolar büyüyor, pilot açığı derinleşiyor! |
Havacılık sektöründe uzun süredir tartıştığımız başlıklar çoğunlukla aynı eksende dönüyor. Yeni uçak siparişlerinde üretim zinciri kaynaklı sorunlar, büyüyen filoların beraberinde getirdiği personel problemleri, yeni nesil uçak motorlarında yaşanan sıkıntılar ve havalimanlarının küresel merkez (hub) veya transfer noktası olma rekabeti…
Ancak sektörde artık çok daha kritik ve giderek derinleşen başka bir sorun daha var. Üstelik bu sorun pistlerde ya da terminallerde değil, doğrudan kokpitlerde yaşanıyor. Çünkü bugün dünyanın birçok bölgesinde uçak var, ama o uçakları uçuracak pilot bulmak giderek zorlaşıyor.
Son on yılda havacılık sektörü büyümenin merkezine ağırlıklı olarak filo yatırımlarını koymuştu. Havayolları yüzlerce uçak sipariş etti, üreticiler rekor teslim planları açıkladı, havalimanları kapasite artırdı. Ancak bugün sektörün dar boğazlarından biri, uçakları uçuracak nitelikli insan kaynağını yetiştirmek.
Boeing’in yayımladığı son Pilot ve Teknisyen Görünümü (Pilot and Technician Outlook) raporuna göre dünya, önümüzdeki 20 yılda 674 bin pilota ihtiyaç duyacak. Airbus’ın açıkladığı Global Services Forecast ise benzer şekilde aynı dönemde 620 bin yeni pilot gerekeceğini öngörüyor. Danışmanlık şirketi Oliver Wyman ise sadece uzun vadeli değil, kısa vadeli bir kriz sinyali veriyor; 2026’da küresel pilot açığının 24 bin kişiye ulaşacağını hesaplıyor.
Bu tablo, havacılık sektöründe yeni ve stratejik bir rekabet alanının doğduğunu açıkça gösteriyor. Havayolları artık sadece yolcu taşımak için değil, pilot yetiştirmek için de yarışıyor. Türkiye’de de uzun süredir havayolları kendi pilotunu yetiştirmek için organize olmuş durumda. Ancak ülkemizde çok sayıda uçuş okulu bulunmasına rağmen bunların bir kısmı gerekli standartları karşılamıyor. Yüksek ücretlere rağmen, Türkiye’de sayıları yaklaşık 15 olan özel uçuş okullarının çok azı öğrenci kabulünden eğitim sürecine kadar olan aşamalarda kurallara titizlikle uyuyor.
Pilot açığının perde arkası
Bugünkü pilot krizinin birden fazla sebebi var ve birkaç gelişmenin aynı anda yaşanması küresel ölçekte ciddi bir talep baskısı oluşturmuş durumda.
Pandemi döneminde birçok havayolu operasyonları küçültürken pilotların önemli bir kısmı erken emekli oldu ya da meslekten uzaklaştı. Buna karşılık 2024-2025 döneminde küresel hava trafiği pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktı. Talep hızla toparlandı ancak pilot havuzu aynı hızla büyümedi.
Bir diğer kritik faktör pilot nüfusunun yaşlanması. Özellikle ABD ve Avrupa’da önümüzdeki beş yıl içinde 16 binden fazla deneyimli pilotun emekli olması bekleniyor.
Pilot eğitiminin maliyeti de krizi derinleştiren önemli bir unsur. Bugün dünyada sıfırdan ticari pilot lisansı almanın maliyeti 100 bin doların üzerine çıkmış durumda. Eğitim süreci hem uzun hem de yüksek finansman gerektiriyor.
Buna bir de özellikle Asya-Pasifik ve Orta Doğu bölgelerindeki agresif filo büyümesi eklenince, küresel pilot talebinin neden bu kadar sert yükseldiği daha net ortaya çıkıyor.
Havayolları artık pilot “bulmuyor”
Pilot açığının giderek büyümesi, havayollarını köklü bir strateji değişikliğine zorluyor. Eskiden havayolları pilot ihtiyacını piyasadan karşılamaya çalışırken bugün birçok şirket kendi akademisini kurarak pilot yetiştirmeyi tercih ediyor.
Emirates, yaklaşık 135 milyon dolarlık yatırımla kurduğu uçuş akademisiyle pilotlarını kendi bünyesinde yetiştiriyor. Ancak bölgesel güvenlik ortamı nedeniyle Dubai ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) çok daha büyük meselelerle karşı karşıya.
Lufthansa modeli United’e geçti
ABD’de United Airlines, Arizona’daki Aviate Academy ile pilot eğitiminin tüm süreçlerini kendi bünyesine aldı. Bu akademiyi 1972 yılında Lufthansa kurmuştu. Ben de bu uçuş okulunu 2013’te ziyaret edip program yapmıştım. Uzun yıllar boyunca bu okulu THY başta olmak üzere havayollarına örnek gösterdim. Dünyada model kabul edilen bir uçuş okuluydu.
Fakat COVID-19 süreci bu okulda da değişime yol açtı. Lufthansa, Airline Training Center Arizona (ATCA) tesisini Ocak 2022’de United Aviate Academy’ye........