We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hayatta her şey denenmez

63 17 6
16.04.2019

Bazı şeyler karıştırılıyor. Hukukun üstünlüğü, eğitim sisteminin çağdaşlığı tam olmadan hiçbir şey yapılamazmış gibi düşünülüyor. Uzun vadede elbette bu geçerli olabilir. Ancak Türkiye’nin en kısa vadeli sorunu durduk yere finansal riskler biriktirmeye başlamasıdır. Üstelik ‘dengelenme’ sürecinde aslında bunlardan kurtulmamız lazım gelirken.

Öyle ya, ülke yavaşlarken enflasyon ve cari açık düşecek. Şirketler net borç ödeyici olacakları için riskleri azalacak. Böylece kur reel olarak değerlenecek ve sonraki adım için hazır olacağız.

Bizim gibi yüksek kredi büyümesinin ardından sert yavaşlayan ekonomilerde enflasyonun seyri kritiktir. Örneğin Arjantin’in IMF kredisi almasına rağmen enflasyonu çözemediği için kötümser sürecin uzaması büyük ölçüde bundan kaynaklanıyor. Bir kez ekonomik ve finansal şok kesişti mi bir seçim yapmanız gerekir. İşsizlik, enflasyon aynı anda artıyor ve ekonomi yavaşlıyorsa…

Önce enflasyon çözülmeli. Çünkü enflasyonu çözseniz de çözmeseniz de işsizlik artacak ve ekonomi yavaşlayacak. Ancak çözmeden işsizlik ve büyümeyi rayına çözme şansınız kalmıyor. Bu durumda enflasyondan feragat edip büyüme lehine ödünleşme yapma devrinin geride kaldığını kabullenmek gerekiyor. Bunun tersini denemek lüzumsuz kamu desteği ile bütçeyi riske atarken, enflasyonda görünümün iyileşmesini de riske atar.

Yurt dışı yatırımcılar Türkiye’nin başarısında pay sahibi olmak isterler. Kimi bunu fonlayıp faiz geliri elde etmek ister. Kimi hisse senedi alıp şirketlere ortak olur, kimileri ise doğrudan yatırım yaparak kar payı amaçlar. Belki de sonradan daha iyi bir fiyatla yatırımını elde çıkarmak ister. Bunlar olurken birileri spekülasyon amacıyla bizim varlıklarımızı satarlar mı? Elbette olur. Dünyanın her yerinde olur. Bu durumda engel olmak hakkımız olur mu? Buna da yanıtım evet. Ancak........

© Habertürk