We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ölenlerin ardından

637 57 3
03.02.2019

Milliyet Gazetesi'nin M. Ali Ağca tarafından öldürülen yayın yönetmeni Abdi İpekçi’yi anmak için düzenlediği toplantı, tatsız bir tartışmaya sahne olmuş.

Abdi İpekçi’yi çok genç yaşta tanımıştım.

Galatasaray Lisesi’nden ağabeyim olan Süheyl Gürbaşkan’ın tanıştırmıştı.

Lisede talebeydim ve okul gazetesini hazırlıyorduk o zamanlar.

Süheyl Ağabey’in yardımını istemek için Cağaloğlu’nda İstanbul reklam Binası’na gitmiştik.

O da bizi Abdi İpekçi ile tanıştırmıştı.

İlk ve son görüşüm olmuştu Abdi Ağabeyi.

Kısa bir süre sonra, Nişantaşı’nda, o zamanki adı Emlak caddesi olan sonra Abdi İpekçi’nin adının verildiği sokakta otomobilinin içinde vurulmuştu.

ABDİ İPEKÇİ BİR BMW MİDİR!

Abdi İpekçi’nin anıldığı toplantıda Ertuğrul Özkök de bir konuşma yapmış ve konuşmasında Abdi İpekçi’nin BMW marka bir otomobilde vurulmasını biraz fazlaca vurgulayınca, İpekçi’nin kızı haklı olarak tepki göstermiş.

Haklı diyorum çünkü Abdi Ağabey’den söz edileceği zaman otomobiline vurgu yapmak pek de doğru bir şey değil.

Hani ben ölsem, otomobile olan merakımdan söz edilse yeridir ama Abdi İpekçi’nin otomobille anılması son derece manasız bir durum.

Hele ki sahip olduğu BMW 2002 marka otomobili sanki çok muazzam bir varlık göstergesiymiş gibi hatırlatmak iyice abes.

Ama Türkiye’de zaten genel olarak abes durumlarla karşı karşıyayız.

Alçakça öldürülmüş meslektaşlarımızı andığımız bir ayı geride bıraktık.

Ben biraz gençlerin hafızasını tazelemek isterim ki, bu ülkenin düşünce yapısını biraz daha iyi anlasınlar.

UĞUR MUMCU

Mesela Uğur Mumcu ile başlayalım.

Sevgili Uğur Mumcu çok iyi bir gazeteciydi kuşkusuz.

Ama o zamanlar en çok eleştirilen gazetecilerin başında geliyordu.

Sürekli ağır hakaretlere maruz kalırdı.

Sağı temsil ettiğini iddia edenler için “Aşırı solcuydu, aşırı sol içinse “Devletçiydi”

İyice karalamak gerektiği zaman “MİT ajanı” yaftası yapıştırırlardı..

Cumhuriyet Gazetesi’ndeki bir iç mücadele sonrasında Cumhuriyet’ten ayrılmak zorunda kalmıştı.

O sıralarda Güneş Gazetesi’nde yöneticiydim.

Cumhuriyet’ten ayrıldığını duyunca gazeteye davet etmiştik.

Bütün kibarlığı ile gelmişti.

Oturmadan önce belindeki tabancayı çıkarıp sehpaya koymuş, “Halimize bak. Gazeteciyiz ama silahla gezmek zorunda kalıyoruz. “ diye yakınmıştı.

Teklifimize “Cumhuriyet’e geri dönme umudu taşıyorum. Eğer bu umut gerçekleşmezse tabii ki sizinle........

© Habertürk