We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ciddi misiniz!

883 9 50
29.06.2022

14 Mayıs günü, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto edeceğimizin en yüksek perdeden ve makamdan açıklandığı gününün ertesi “Veto!” başlığı altında şöyle yazmışım:

“NATO’nun büyükleri Türkiye’nin vetosunu büyük bir engel olarak görmüyor. Türkiye’nin bedeli mukabilinde bu vetoyu geri çekeceğine inanıyorlar.”

Ben bunu yazınca Türkiye daha da yüksek perdeden konuşmaya başladı.

Veto asla kalkmayacaktı.

Çünkü İsveç ve Finlandiya teröre destek veriyordu.

Bu ülkelerde bulunan ve Türkiye’nin istediği teröristlerin iadesi, bu ülkelerin terör örgütlerine karşı net bir tavrı, terör örgütlerine karşı parlamentolarından gerekli yasaların geçmesi şartları öne sürülüyordu.

Yoksa veto asla ama asla kalkmayacaktı.

İsveç ve Finlandiya ise başından beri “Merak etmeyin” diyor, başka bir şey demiyordu ama aynı günlerde Stockholm’deki binalara terör örgütü bayrakları yansıtılıyordu.

Türkiye giderek daha da yüksek perdeden bağırıyordu.

“Almayacağız. Sokmayacağız. Giremezler.”

Sonra NATO toplantısı geldi çattı.

Ve daha ilk gün, ilk görüşmede “Yelkenler suya indi.”

Ortak açıklamaya “Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini destekler” ifadesi girdi.

Ve bu durum Türkiye’ye “Diplomasi zaferi” olarak sunuldu.

Peki ne oldu!

İsveç, Türkiye’nin istediği 24 teröristi iade mi etti?

Hayır.

Türkiye’nin istediği terör karşıtı yasaları mı parlamentosundan geçirdi?

Tabii ki Hayır…

Ülkesinde faaliyet gösteren terör örgütü bağlantılı dernekleri mi kapadı?

Zinhar hayır.

Bu örgütlerin ülke içinde serbestçe propaganda yapmasını mı yasakladı?

Yoo, hiç öyle bir şey........

© Habertürk


Get it on Google Play