We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Boş bir söylemi ortadan kaldırmaya var mısınız?

622 2 0
21.06.2019

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ve adayların ortak vaatlerinden birine farklı bir gözle bakmaya var mısınız?

Varsanız, birlikte devam edelim.

İstanbul’un anasını ağlatan imar rejiminin mucitleri ve uygulayıcıları dahil, herkesin ve tabii yarışı önde götüren her iki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının da ortak bir söylemi var:

"İstanbul’da dikey yapılaşmaya son vereceğiz, yatay mimariye geçeceğiz."

Bu söylem kulağa hoş gelse ve doğru gibi görünse de aslında çağdışı, akıl dışı- bilim dışı bir söylemden öte bir şey değil.

Artık modern şehircilikte bu saçma iddianın hiçbir geçerliliği yok.

Yatay yapılaşmanın dikey yapılaşmadan daha çevreci olduğuna dair bir veri ne yazık ki elimizde yok.

Önemli olan yatay veya dikey değil “doğru yapılaşma”.

Ve belki kulağınıza hoş gelmeyecek ama “doğru biçimde yapılmış” dikey yapılaşma, yatay yapılaşmaya oranla daha çevreci.

Bunu size göstermek için iki kent arasındaki bilimsel bir karşılaştırmayı aktaracağım.

Bu kentlerden biri Atlanta.

5,3 milyon nüfuslu bir Amerikan kenti.

Diğeri ise hemen hemen aynı nüfusa sahip İspanyol şehri Barcelona.

Atlanta dünyada görebileceğiniz en yeşil büyük kentlerden biri. Her yer orman, ağaç, göllerle dolu. Cennet gibi. Merkez dışında mimari tamamen yatay. Tek katlı evler, kocaman yemyeşil bahçeler içinde.

Diğeri ise içinde öyle geniş ormanlar, dev parklar olmayan, deniz kıyısındaki çok yüksek olmasa da dikey mimariye yönelmiş bir kent olan İspanyol kenti Barcelona.

Atlanta yatay mimariye sahip olduğu için 5 milyonu biraz aşan nüfusunu 7,692 kilometrekarelik bir alana yaymış.

Barcelona’nın kapladığı alan ise 648 kilometrekare.

Bu durumun doğal sonucu olarak da Atlanta dünyada ulaşıma dayalı karbon salınımında dünyayı en fazla kirleten kentlerin başında geliyor. Atlanta’nın sadece ulaştırma amaçlı karbon salınımı kişi başı 6,9 ton.

Barcelona’da ise bu miktar sadece 1,16 ton.

Sağlıklı ve çevreci kentleşmede mesele yapılaşmanın türü değil.

Sıkıştırılmamış, kentin nefes almasına izin veren, yüksek binaların arasında geniş yeşil alanlar içeren, doğru konumlandırılmış yüksek katlı binalar kentin doğal hava akımını bloke etmeyen, yer altı raylı ulaşım sistemlerine sahip, toplu........

© Habertürk