Sanayisiz büyüme mümkün mü?
Ekonomide bazı uyarılar vardır ki tek bir sektörün, tek bir kurumun ya da tek bir şirketin sesi olarak geçiştirilemez. Son haftalarda İstanbul Sanayi Odası'nın finansman çağrısı, ihracatçıların rekabet gücü uyarıları ve Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin "Yeniden Sanayileşme Çağrısı" aslında aynı gerçeğin farklı cümlelerle dile getirilmesinden ibaret.
Ortak soru şu: Türkiye enflasyonu düşürmeye çalışırken sanayisini de aynı ölçüde güçlendirebiliyor mu?
Bence önümüzdeki dönemin en önemli ekonomi tartışması da bu olacak.
Enflasyonla kimse rekabet gücü kazanmadı
Ekonomi tarihinde yüksek enflasyon sayesinde rekabet gücü kazanan tek bir ülke yoktur.
Yüksek enflasyon; fiyatlama davranışını bozar, belirsizliği artırır, uzun vadeli yatırım kararlarını erteler, finansman maliyetlerini yükseltir ve verimliliği aşındırır. Sonunda hem üretici hem çalışan kaybeder.
Bu nedenle Türkiye'nin dezenflasyon programı doğrudur. Fiyat istikrarı olmadan sürdürülebilir büyüme de olmaz.
Ancak mesele bununla bitmiyor.
Enflasyonu düşürmeye çalışırken üretimin, ihracatın ve sanayinin rekabet gücünü koruyacak ikinci ayağın da aynı kararlılıkla inşa edilmesi gerekiyor.
Çünkü fiyat istikrarı bir hedeftir; sanayi politikası ise o hedefe ulaştıktan sonra refah üretecek motordur.
Sorun fabrikalar değil, değişen denklem
TGSD'nin raporunda en dikkat çekici cümlelerden biri şu: "50 yılda inşa edilen rekabet gücü üç yılda buharlaşmaz."
Gerçekten de aynı fabrikalar, aynı makineler, aynı mühendisler, aynı ustalar ve aynı müşteriler birkaç yıl içinde rekabet kabiliyetini kaybetmiş olamaz.
Değişen sektör değil; sektörün içinde çalıştığı ekonomik........
