Hürmüz açılıyor, altının zincirleri çözülüyor mu?
Küresel piyasalar son bir haftada adeta farklı bir iklime geçti.
30 Temmuz'da dünya, ABD'nin İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyona hazırlandığı haberleriyle sarsılmıştı. Bir gün sonra ise Başkan Trump'ın operasyon yerine anlaşma ihtimalini öne çıkararak geri adım atması, piyasalarda risk algısını tersine çevirdi. Ardından Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine yeniden açılması konusunda sağlanan önemli ilerlemeler, jeopolitik tansiyonun en azından şimdilik düşürdü.
Piyasalar bir kez daha Trump'ın "TACO" olarak özetlenen pazarlık stratejisinin işe yaradığına inandı.
Bunun ilk yansıması enerji fiyatlarında görüldü.
TACO ile piyasalarda dönen hava
30 Temmuz'u başlangıç kabul ettiğimizde Brent petrolün varil fiyatı 89.60 dolardan 78.51 dolara gerileyerek yüzde 12.3 düştü.
Avrupa doğal gaz fiyatları da 58.158 seviyesinden 53.445'e inerek yüzde 8.1 değer kaybetti.
Enerji fiyatlarındaki bu düşüş yalnızca petrol piyasasının konusu değil.
Çünkü petrolün gerilemesi, küresel enflasyon beklentilerini aşağı çekiyor. Enflasyon beklentilerinin gerilemesi ise tahvil faizleri üzerindeki baskıyı azaltıyor.
Nitekim ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4.712'den yüzde 4.609'a gevşedi.
Faizler düşünce dolar da güç kaybetmeye başladı.
Doların başlıca para birimlerine karşı değerini gösteren DXY endeksi 101.07 seviyesinden 99.75'e inerek yüzde 1.3 geriledi.
İşte zincirin son halkası burada devreye girdi.
Altının üzerindeki dört baskı aynı anda kalktı
Son altı ay altın açısından son derece zorlu geçti.
Jeopolitik risklerin yükselmesi ilk bakışta altını desteklemesi gereken bir gelişmeydi. Ancak savaşın enerji fiyatlarını yukarı taşıması, bunun enflasyonu artırması, yükselen enflasyonun faizleri yukarı çekmesi ve güçlü doların ortaya çıkması altının önünü kesti.
Bir başka ifadeyle altın aynı anda dört farklı........
