Fon soruşturmasından yeni düzene
Finans piyasalarında krizlerin en tehlikeli tarafı yalnızca para kaybettirmeleri değildir. Asıl tehlike güven kaybıdır.
Çünkü para kaybeden yatırımcı zararını zaman içinde telafi edebilir. Fakat yatırımcı, parasını emanet ettiği sistemin kurallarına olan güvenini kaybederse o güveni yeniden oluşturmak çok daha uzun zaman alır. Piyasa da bu sürede ciddi darbe alır.
Fon meselesinde şimdi tam da bu aşamaya geliyoruz.
Pazartesi günü bu köşede paranın nerede olduğunu, hangi kanallardan çıkmış olabileceğini ve yurtdışına taşınıp taşınmadığını sorguladık. Bu sorular hâlâ önemli. Hatta tasfiye sürecinin sağlıklı işlemesi ve yatırımcıların hak ettikleri paraya ulaşabilmesi açısından kritik.
Fakat bugün elimizde bu konuda yeni bir bilgi yok.
Daha doğrusu soruşturmanın ulaştığı mesafe, yeni bir yazıyı yalnızca “para nerede?” sorusu üzerine kuracak kadar ilerlemiş değil.
O halde başka bir soruya geçmenin zamanı geldi: Bu krizden nasıl bir sermaye piyasası düzeni çıkacak?
Ankara'dan gelen en önemli mesaj
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında dün Ankara'da yapılan Ekonomi Eşgüdüm Toplantısı bu açıdan önemliydi.
Toplantının ardından tasfiye sürecinin genel koordinasyonu için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturuldu.
Devlet Denetleme Kurulu da son dönemdeki yatırım fonu işlemlerine ilişkin inceleme ve denetim sürecini başlattı.
SPK ise tasfiye kapsamındaki fonlarda, mal varlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Açıklamada yatırımcı haklarının korunması ve ödemelerin adil, sağlıklı ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasının öncelik olduğu vurgulandı.
Bunların hepsi önemli.
Fakat bana göre toplantının en önemli cümlesi başka yerdeydi.
Benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirileceği açıklandı.
İşte asıl hikâye burada başlıyor.
Çünkü fon krizinden çıkış yalnızca bugünkü yatırımcının parasını kurtarmakla tamamlanmış olmayacak.
Yatırımcıya yeniden “Bu piyasada paranızı güven içinde tutabilirsiniz” denilebilmesi gerekiyor.
Tasfiye bugünü, yeni düzen yarını kurtaracak
SPK'nın tasfiye süresini üç aydan altı aya çıkarmasının temel gerekçesi de fon portföylerinin piyasa koşullarına mümkün olduğunca uygun fiyatlardan satılabilmesine imkân sağlamak. SPK, altı aylık sürenin mutlaka sonuna kadar kullanılacağı anlamına gelmediğini de belirtiyor.
Bu düzenleme bugünkü yangının daha fazla büyümesini önlemeye yönelik.
Ama yangın söndürüldüğünde binanın aynı şekilde kullanılmaya devam edip edemeyeceği ayrı bir mesele.
Fon krizinin ortaya çıkardığı sorunlar yalnızca tasfiye süresiyle sınırlı değil.
Fonların........
