Çankaya’nın ‘vizyonu’, Sincan’ın ‘racovuna’ karşı |
Çankaya, elindeki ince belli olmayan kristal bardağıyla masaya oturur: “Bak Sincan kardeşim… Ben Ankara’nın vitriniyim. Diplomasi bende, bürokrasi bende, o meşhur Atakule benim bahçemde. Benim sokaklarımda insanlar sabah koşusu yapar, senin sokaklarında ise sadece bir yerlere ‘yetişmeye’ çalışılır. Ben modernitenin başkentiyim, sen ise Ankara’nın arka bahçesisin.”
Sincan, cebinden tesbihini çıkarıp masaya “tık” diye koyar, bıyık altından güler: “Yahu Çankaya efendi… Sen o tepelerde filtreli kahveni yudumlarken, memleketin yükünü sırtında taşıyan benim. Senin o sabah koşusu........