Bir Ankaralının İstanbul sınavı: “La bu deniz niye her yerde?”

​Ankara’da hayat basittir, kuralları bellidir. Yollar birbirini dik keser, dolmuşun güzergahı şaşmaz, kaybolmak isteseniz bile en fazla kendinizi yine Kızılay’da bulursunuz. İşte bu düzenli, kendi halinde gri dünyadan çıkıp İstanbul’a ayak basan bir Ankaralının yaşadığı kültür şoku, aslında dünya tarihinin en büyük mizah malzemelerinden biridir.

​İlk şok, o bitmek bilmeyen “mavi” kütleyle başlar. Ankaralı için su, evdeki musluktan akan ya da Kuğulu Park’taki fıskiyeden sıçrayan bir şeydir. İstanbul’a adım atar atmaz her köşeden deniz çıkınca Ankaralının kafası karışır. Beşiktaş’ta denizi görür, “Tamam” der, Üsküdar’a geçer yine deniz, Eminönü’ne gider yine deniz… En sonunda isyan bayrağını çeker: “Kardeş, la bu denizi bilerek mi benim önüme seriyorsunuz, nereye dönsem su çıkıyor, şehrin ayarıyla oynamışsınız!”

​Sonra o meşhur İstanbul trafiği ve toplu taşıma sınavı başlar. Ankara insanı metroyu........

© Haberton