Zamanın doğası üzerine

Geçmişin mutlak, sarsılmaz bir beton blok gibi sabit olduğuna inanmak isteriz. Oysa geçmiş değişmez sanırız; değişmeyen tek şey o anın yaşandığı koordinatlardır, ancak onu deneyimleme ve hatırlama biçimimiz, zihnimizin bitmek bilmeyen ihanetleriyle her saniye yeniden şekillenir.

Dün olan biten, hafızanın karanlık odalarında, bugünün korkuları ve yarının kaygılarıyla tekrar tekrar kurgulanır. Zamanı, geçmişten geleceğe doğru akan güvenilir, sakin ve tek yönlü bir nehir olarak hayal etmek, insan zihninin varoluşsal dehşete karşı geliştirdiği en kusursuz savunma mekanizmasıdır. Ancak bu, devasa ve acınası bir illüzyondur. Zaman akmaz. Zaman, tıpkı devasa bir dağ silsilesi gibi oradadır; biz sadece onun içinden, kör bir inatla ve oldukça kısıtlı bir perspektifle geçeriz. İnsanoğlu gerçekten tuhaftır; evrenin en anlaşılamaz, en vahşi ve bükülebilir boyutunu, bileğine taktığı mekanik bir kadranla ehlileştirdiğini sanır.

Hayatlarımızı üzerine inşa ettiğimiz o doğrusal ilerleyiş kurgusunu bir anlığına durdurup mimariyi incelediğimizde, taşıyıcı kolonların ne kadar çürük olduğunu görürüz. Saatin tiktakları, modern dünyanın kendisine yarattığı o acımasız verimlilik dininin ritmik dualarından ibarettir. Günleri yirmi dört saate, saatleri dakikalara böler, bu parçalanmış dilimlerin içini anlamsız telaşlarla, bitirilmesi gereken görevlerle doldururuz. Çizelgeler, planlar ve bitmek bilmeyen listeler… Tüm bunlar, zamanın o devasa, kaotik okyanusunda boğulmamak için inşa ettiğimiz kırılgan sallardır. Kendi yarattığımız bu sistemlerin, entropinin mutlak yasaları karşısında bizi koruyabileceğine inanırız. Oysa parçalarına ayırdığımız, optimize ettiğimizi sandığımız şey zamanın kendisi değil, sadece kendi ömrümüzün sonlu doğasıdır. Mekanik saatler zamanı ölçmez; sadece bizim yavaş yavaş nasıl tükendiğimizi, bedenlerimizin ve zihinlerimizin yerçekimine ve fiziki çöküşe nasıl teslim olduğunu ritmik bir kesinlikle yüzümüze vurur.

Fizik kuralları bize zamanın göreceli olduğunu, yerçekiminin ve hızın onu bükebildiğini matematiksel bir dille kanıtlar. Ancak fizikteki bu devasa........

© Haberton