Gülerek söylenen doğrular |
Bugün pazar. Hafiflik; hafta boyunca arayıp da bulamadığımız o nadir misafir, tam bir gün konaklayıp gidiyor.
Ben de bugün siyaseti gülerek konuşmak istiyorum. Çünkü gülerek söylenmiş şeyler, ciddi söylenenlerden çoğu zaman daha doğrudur. Ciddi yüzlerin arkasına gizlenmek kolaydır. Bir gülüşün arkasına gizlenmek ise mümkün değildir.
Bir Yunan düşünürüne sormuşlar:
“İnsanın aklını nereden anlarsınız?”
“Konuşmasından,” demiş.
“Ya hiç konuşmazsa?” diye sormuşlar.
“O kadar akıllı insan yoktur,” demiş.
Güzel cevap. Ama düşünürün bilmediği bir şey var; biz tanıyoruz. Bizim ülkemizde o kadar akıllılar mevcut. Sözüm meclisten dışarı; susunca derin görünmeyi keşfetmiş bir siyasetçi sınıfı var. Onları konuşturduğunuzda iş değişir tabii; ama susarken adeta filozofturlar. Sonra düşünüyorum, belki de bu suskunluk akıldan değil, başka bir şeydendir. Kafalarındaki karmaşayı bir türlü düzene sokamadıklarından, en güvenli liman olarak sessizliği seçiyor olabilirler. Konuşmak risk, susmak güven. Akıllı görünmek için akıllı olmak gerekmiyor; bazen sadece konuşmamak yetiyor.
Eski Osmanlı mistisizminde mülkiyet üzerine güzel bir tekerleme vardır: Şeriatta bu senin, o benim; tarikatta hem senin hem benim; hakikatte ne senin ne benim. Kulağa kadim geliyor ama aslında demokrasinin özeti bu.
İlk katta her şey nettir; meclis aritmetiğine göre iktidar şununla, muhalefet bununladır. İkinci katta işler biraz yumuşar; anayasa der ki egemenlik milletindir, yani her şey hepimizindir. Üçüncü katta ise, hakikat katında, bambaşka bir gerçek........