Mutlak güç hastalığı: Diktatörlük
Roma İmparatorluğu’nun mermer koridorlarında yankılanan Caligula’nın delilikle harmanlanmış adımları, aslında yüzyıllar sonra Şam’ın beton binaları arasında yankılanacak olan o aynı kibirli sessizliğin habercisiydi. Caligula, iktidarı bir miras gibi kucağında bulduğunda halkın sevgilisiydi; ancak gücün denetimsiz doğası, çok geçmeden bir imparatoru kendi atını konsül yapmaya kalkışan, senatörlerini aşağılayan ve devleti şahsi bir tiyatro sahnesine çeviren bir tiran haline getirdi. Onun hırsı için insan hayatı, bir kum tanesinden farksızdı; ta ki kendi muhafızlarının hançerleri o kibri paramparça edene dek.
Aradan geçen bin sekiz yüz yıl, insanın hükmetme iştahından zerre bir şey eksiltmedi. Modern çağın şafağında sahneye çıkan Hitler ve Mussolini, bu kadim hastalığı ideolojinin makyajıyla süslediler. Ekonomik çöküşün ve toplumsal aşağılanmışlığın yarattığı o........
