Kendi şartlarında düşünürsen, beni anlayamazsın

Birey olarak karşı taraftan beklediğimiz doğru algı ile anlaşılabilme güdüsü taşımamız olağandır. Cinsiyet, tecrübe, zeka, maddiyat, eğitim, kültür, genetik dahi bu beklentilerimizin oluşmasında etkili olduğunu düşünmekteyim. Diyeceksiniz ki ne alakası var? Cinsiyeti baz alırsak; bir kadın ve bir erkek, en basitinden farklı biyolojik yapılara sahip olduğundan, farklı bir ruh hali ve duygu durum haline girerek bir erkek tarafından doğru analiz edilerek doğru algılanmayı bekleyebilir. Kadın anaçtır, yapıcıdır, toparlayıcı ve bütünleştiricidir, naiftir bir o kadar da bir erkekten beklenilenin aksine daha cesur ve daha güçlüdür. Vizyon ve misyon sahibidir ve bir erkeğe göre kadın daha estetiktir. Kadın erkek ilişkisinde beyin yapılarının fiziksel ve biyolojik yapısı olarak ebatı daha küçük olmasına rağmen daha kıvrak zekaya sahiptir. Empati kurmaya çalışan ve çok zeki olduğunu zanneden bir erkek her ne kadar “empati kurabiliyorum, kadınları çok iyi tanıyorum, anlıyorum, ben kadınları anlamak için kendime adet sancısı bile verdirdim!” dese dahi asla bir kadını tam olarak hissedemez anlayamaz. Bu kanıtlanmış bir gerçektir. Kaldı ki kadının kendi şartlarında düşünmeye çabalasa dahi bu böyledir. Bir kadın ise bir erkeği birebire yakın bir şekilde anlar aslında. Erkeği yetiştiren kadın olduğundan doğuştan gelen dürtüsel güdülerle ilerleyen anaç kadın erkeğin ruhunun analizini........

© Haberton