Orhan Pamuk; Masumiyet Müzesi |
2008 yılında çıkan aşk romanı en çok karakterlerin psikolojik ruh halleri ile etkisi altına alıyor. Orhan Pamuk’un on yıllık çalışması sonucu çıkan romanını kızına ithaf etmiştir.
Türkiye’de kitap çıktıktan üç gün sonra en çok satanlar listesine yerleşmiş. İşte burada edebiyat dünyası ikiye ayrılıyor. Bu konuda aslında benimde bir çok düşüncem var ama… Kitap ne anlatmaktadır?1975 yılında başlayan hikâye, tekstil zengini Basmacı ailesinin okumuş 30 yaşındaki oğulları Kemal ile uzak akrabaları, yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı, tezgâhtarlık yapan Füsun arasındaki aşkı anlatmaktadır.
Fakir kız zengin oğlan misali fakat eseri bu kadar sıradan yapmayan kitapta ve çekilen dizisindeki Karakterlerin ruh halleri öyle titizlik ile işlenmiş herkes bir analiz yaparken ağır obsesif ve nesne fetişizmidir. Sibel ise kurtarıcı psikolojisinden kurban rolüne bürünmüştür. Daha sonra içlerinde yine en sağlıklı ve cesaretli kararı o almıştır, sonlandırarak. Füsunun ise son sözlerinde dediği gibi hayatını başkalarının gölgesi yüzünden yaşayamamıştır. Burada görülmeyen en büyük etkenlerden birisi de malesef annesi olmuştur. Onun mutluluğunu isterken daha çok mutsuzluğuna iten. Kemal toplum içerisinde kabul gören Sibel’i istediği ölçüde yaklaştırırken, bireysel beklentileri için Füsun. Peki bu aşk mıydı?Kocaman bir hayır.!
Takıntılar, saplantılar, bir başkasının hayatına bencilce zarar vermek, ona sahip olmaya çalışmak. Duymamak ve görmemek sadece istediği şeye nesne gibi objeleştirerek elde etmeye çalışmak. Bu duygular çoğu kişi için içerisinde bulunurken göremeyeceği fakat dışarıdan perspektif ile bakıldığında fark edilebilecek duygulardır.
Aşk sevdiğin insanın daima mutlu olmasını isteyip en çok da duygusal olarak zarar vermemeye çalışmaktır. Kadın cinayetlerinin olduğu bir toplumda nice Füsünlar, Kemaller, Sibeller vardır da göremeyiz. Esen kalınız…